Aynı yolun yolcusu olanlar birbirlerini çok iyi tanır. Aynı iş kolunda faaliyet gösterenler birbirlerini tanısalar da birbirini sevmezler. Hep karşı tarafın açığını ararlar. Çalışma hayatı hep rekabettir.
Eğer bir insan yola çıkıyorsa, yanına anlaşabileceği, tanıdık birini alır. Tanımadığı, huyunu bilmediği insanla güvenli yolculuk yapamaz. Hep bir şeylerden şüphelenir, yolculuk zehir olur. Çalışma ve iş hayatı böyledir de siyaset galiba biraz farklı. Aynı iş kolu olarak yola çıkılan siyaset sahnesinde getiriye bakarlar, götürene bakmazlar.
"Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" sözü boş yere söylememiştir. Bu söz siyaset arkadaşlığına daha Uygun. Yerelde aynı yolu yürüyenlere bakarak üst kesimlerin ne olduğunu anlamamak mümkün değil. Taban dürüst ise yukarıda dürüst, taban yolsuzluğa, hırsızlığa meyilli ise aynı paralelde yukarıda öyle. Ne hikmetse bu hiç değişmiyor. Siyasetdeki çalışma arkadaşlığı devleti yönetmek yanında kendi menfaatine çalışmayı da elzem kılıyor.
Siyaset de bir kişi belediye başkanı ya da milletvekili olabilmek için büyük meblalar harcayacak o koltuklara talip oluyorlar ancak ilginç yanı o koltuklarda ki resmi maaş getirisi o kadar değil. O zaman insan neden o kadar parayı harcayarak o koltuklara talip olur. Seçmen bazında bunu irdeleyen pek yoktur. Çeşitli yolla harcadıkları paranın mislice fazlasını servetlerine katan makam sahillerinin Servet transferini gören seçmene rastlanmaz. Neden? Niçin? Diye sorulmaz. İşin ilginç yanı o Servet seçmenin vergi olarak Kendi parasıdır. Birileri bir yolunu bularak seçmenin vergisini iç eder, seçmenden ses çıkmaz. Üstelik onu savunanlar da çoğunluktadır. Bir hırsız bir kişinin malını çalsa feveran eder ama buna ses çıkarmayı bırakın mutlu bile olur. Akıl tutulmasının değişik bir örneğidir bu.
Çevrenize bakın ne kadar silik, bir şeyin sahibi olamamış, toplumda yeri olmayan, horlanan, hakir görülen insanların oy tercihlerinde hep güçlünün yanında saf tuttuklarını görürsünüz. Kendini çevresine, topluma kabul edilmenin başka yolunu bulamamıştır bu kişiler. Bunlar için sorgulamanın bir önemi yoktur. Tercih ettiği Parti'nin ne yaptığının da bir önemi yoktur. Bunun gibi düşünmeyebilir, önemli olan Kendini o partiyle özleştirmesi. Günü kurtarma peşinde olan bu insanların topluma verebileceği bir şey yoktu.
Devlet imkanlarıyla çocuğumı kurtardım. Ona devlet de bir iş buldum gerisinin bir önemi yok mantığı ile hareket eden yığınla bir kitle peydah oldu. Onlar için bugün var, yarının bir önemi yok. Bu şekilde hareket eden insanların sürekli "Beka" söylemlerini ağızlarından hiç düşürmediğide ayrı bir garabet. Tutarlılığın olmadığı bir dönem içindeyiz. Sonu nereye varır bilinmez ancak iyi bir yer olmayacağı aşikar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder