AKILDA KALMAYANLAR

2 Ocak 2024 Salı

İNSAN NEDİR Kİ?


     İlk insan Hz Adem’den itibaren insanın varoluş amacının ne olduğunu Peygamberler insanlara anlatmış olsa da insan bunu hiç bir zaman anlayamamıştır.  Anlatılanlarla anladıkları çok farklı şeylerdir. Allah’ın varlığına birliğine inansalarda varlıkla, birliğin ne olduğuna dair bir fikirleri hiç bir zaman olmamıştır. Allah peygamberler vasıtasıyla var oluşu, yaratılışı anlatsa da insan Allah’ı hep yanlış anlamıştır. Bu anlama özürlülüğü sadece ilk insanda olan bir özellik değildir. Bu süreklilik arz ederek günümüze kadar gelmiştir.

           Bir insan mağdur edildiği zaman karşısındakine (mağdur edene) Allah’dan korkmazmısın der. ne garip bir kelime. Hangi Allahdan diye soran olmaz. İnanan bir insana Allah kaçtır diye bir soru yöneltsen, garipser, alaycı bir tavır sergiler. Çünkü bu soru onun için o kadar basittir ki cevabı her inanan tarafından bilindiği için kendine hakaret olarak kabül eder bu soruyu. Halbu ki normal ve zor bir sorudur ve cevabını da herkes veremez. Klişeleşmiş bir cevap o sorunun doğru cevabı değildir.

        Allah Peygamberlerinin gönderiliş amacını insana anlatsa da insan hep yanlış anlama yöntemi ile kendi doğrularından vazgeçme yoluna gitmemişlerdir. Onun için Allah’ı anlamamışlardır. Çok inançlı birine basit ve herkes tarafından bilinebilecek bir soru yöneltin. “Allah dan korkmazmısın” diye hiç bir inanan “hangi Allah” dan diye cevap vermez. Onun inandığı tek bir Allah vardır. Ondanda korktuğunu iddia eder. Ama gerçek olan soru doğrudur da cevap yanlıştır. Kainatı,insanı yaratan Allah ile İnsanın yarattığı Allah farklıdır. Çeverenize bakın hangisine inanıyorlar! Onlar için Allah tekmidir yoksa ikimidir. İşte bütün dinlerin sorunu bu.      Gerçekten yaratıcı olan Allah’dan kul korkmaz çünkü o adildir ve kuluna zulmetmez. Ancak dünyaya bakın adalet vermıdır! Zulüm bitmişmidir. Bunun sorumlusu yaratan Allah değildir. Bunun  sorumlusu kulun yarattığı Allahdır. 

        İnsanın her yaptığı yanlışlara bir kılıf olarak bir din kuralını getiren insanın yarattığı Allah farklıdır. Kendine göre bütün yanlışları görmeyen, affadebilen bir Allah’ın olması mümkün mü? Ama mümkün kılan yine insan. Yaratanla bir ilgisi yok. İnsanlar kendi yarattıkları Allah aracılığı ile başka birine zulmetmekten, haksızlık yapmaktan, haklarını gasp etmekten geri durmuyorsa inanç bazında bir sorun var demektir. 

       Allah her şeyi görür, insanın kaderini o belirlemiştir. Ancak yarattığı insanın kendi kafasında kendine bir eş belirlemesi kabül edilebilecek bir olgu elbette değildir. İşte şirk’in ilk ayakları burada başlar. İnsan burada kendine dur demezse bu gelişir, insanı öyle bir hale getirir ki kendini onun yerine koyarak karar almaya başlatır. “ben yarattım” ben öldürürüm” demeye başlar. Kur’an’ın deyimiyle Firavun buna en güzel örnektir. Zannetmeyin ki Firavun öldükten sonra fikirleri de öldü. Gelişerek günümüze kadar geldi ki, her insanın  kendine özgü bir Allah’ı olmaya başladı. 

         Yarattığına öyle şekil veriyor ki Yaratan yaratılana hükmedemiyor. Yaratılan yaratana hükmedip, şekil veriyor. Bir an geliyor ki onu öldürebiliyor. Öldürmesi nasıl kolay ki, diriltmesi de o kadar kendine kolay geliyor. İşte bu döngü içerisinde insan yaşamını devap ettiriyor. Gerçekte kendini Yaratan Allah ile kendi yarattığı Allah arasında bir seçim yapmak durumunda kalmıyor. Her ikisini de idare etme peşine düşüyor. Aklatmeyen, düşünmeyen kendini yaratılan bir varlık olarak görmeyen insanda ki bu çelişki kendi hayatına yön verirken, sedece kendini değil, çevresini de ateşe atmaktan ne yazık ki geri durmuyor. 

         Kurtuluş var mı? elbette var. Allah’ın peygamberler aracılığı ile gönderdiği kitaplar bir kurtuluş reçetesidir. Ancak akledene, ve düşünene hitap eder bu kitaplar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...