AKILDA KALMAYANLAR

2 Ocak 2024 Salı

HER ŞEY FAKİR İÇİN

     Hep kutsallıktan bahsederler ya ne kadar saçma bir düşünce. Etrafınıza bakın kutsal olan ne var. görünen, hissedilen bir şeyin kutsal olma ihtimali nedir? Sadece bir kiç! Tabi bunu görecek ve hissedecek bir beyin varsa. 

“Irmağını  akışına ölürüm Türkiyem” bir şarkı sözü bu. Ülkede yaşayan insanlar tarafında da kabül görmüştür büyük ihtimalle.  Ölüm ile toprak arasında ki ilişki! Öldükten sonra o toprakdan meded ummak. Seni kurtarack mı acaba. Bu topraklarda bizden fazla yaşamış insanlarda bunu söylemişmidir acaba. Hititler,Romalılar, İranlılar, Bizanslılar, Osmanlılar. Onlarda söylemişdir de, şimdi neredeler. Ben yaşadığım yerde sadece iki yüz yıldır bulunuyorum, tarih açısından uzun bir zaman değil, ama benim yaşadığım bu toprağa yerleşen insanlarda benim gibi düşünmüşmüdür. “biz burada ilelebet kalacağız” demişmidir acaba. Mutlaka demiştir. Ama onlar yok ben varım, yarında belki ben olmayacağım, başka birileri gelip yerleşek bu topraklara. Dünya insana mülk değil derken bunu kast ediyorlar herhalde.

06.02.2023 demreminden sonra yaşadıkları yerleri terk eden insanlarda bulundukları topraklara övgüler dizmişmidir. Ölürüm bu topraklar için demişlerdir mutlaka. Ama kader planına bakın ki yakınlarını o topraklarda enkaz altında bırakarak terk etmişlerdir. Kader işte onlara öyle bir palan kurmuş. Yarın  ki yapacaklarının, hayallerini o topraklara gömerek terk etmişlerdir. Onun için ne kendini ne de yakınını toprak için feda etmeye değmez olduğunu bilmelisin. Hiç bir toprak parçası ölmeye değmez. Çünkü hayat o kadar uzun değil.

Kendimi bileli bir şeyin hiç değişmediğine şahit oluyorum. Savaş oluyor fakirler ölüyor, terörle mücadele oluyor, fakirler ölüyor, salgın ahastalık yine onları vuruyor, tamam burada bitti diyorsun doğal afetler oluyor orda da fakirler ölüyor. Bunların kaderi mi diye düşünüyorsun, nereden düşündün, bir yönetici çıkıyor, bunlar kader planının bir parçası diyor. Bu kader planı hiç mi zengini bulmaz. Bulmuyor. Savaşda ülkeyi terk ederler, salgın hastalıkda, iyi donanımlı özel hastanelerde tedavi olurlar, doğal afet depremlerde sağlam binalarda yaşarlar. Fakir böyle mi kaçacak yeri yok. Savaş oldu mu ilk başvurulacak kesimdir. “vatan, millet, sakarya” derler, cennet garanti derler. cennet garanti olduğunu bilselerdi zenginler verirmiydi. Salgın  hastalıkta parası yoktur tedavi olamaz ölür, doğal afet depremlerde parası olmadığından ancak başını sokabileceği çürük yapılara girer ve enkaz altında kalır. Bir de çıkarlar o ihtişamlı saraylarından seslenirler, “depremlerden ve salgın hastalıktan ölenler şehittir” derler. ne hikmetse hiç kendilerine şehitlik nasip olmaz. o kadar alçakgönüllülerdirki böyle bir makama talip bile olmazlar. Kendileri depdebe içerisinde yaşarken fakiride düşünürler, onlara şehitlik payesi verirler. İnandıramadılar mı? o da kolay ellerinin altında her zaman için kullanılmaya müsait bir fetva makamı mutlaka vardır. 

Ölüm fakire, yaşamak bunlara, sürünmek fakire, debdebe içerisinde yaşamak bunlara. Anlamadığım cenneti niye fakire verirler. İşte burada bir anlaşılmaz bir yalnışlık var. öyle bir şey olsa onuda vermezler ama, herhalde tereddütlerinden ileri gelen bir sorun. Garanti olduğunu bilseler, onuda vermezler. Haklarını yememek lazım, toprağı çok görmüyorlar, öldükleri zaman iki metre bir toprak parçasını vermekte cimrilik etmiyorlar. Haklarını yememek lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...