Kimlikler,Kimlikler, Kimlikler her tarafımıza girdiler, ailemize, toplumumuza, kasabamıza, ilçemize, şehrimize, bölgemize, ülkemize. Onsuz hiç bir şey yapamıyoruz, kıpırdayacak yerimiz kalmadı. Atamıyoruz, hayatımıza yön veriyorlar. İçimize öyle işledi ki içimizi kemirim bitirdi, sadece posamız kaldı.
Yöneticinin liyakatına bakmıyoruz, kimliktaş isek her şeyine onay verip, arkasında duruyoruz. O bunu biliyor. Sürekli bizden yeni şeyler istiyor, biz ona yok diyemiyoruz. Her yanlışının arkasında ondan çok biz duruyoruz. O her şeyin sahibi olurken, günahları ve yanlışlıkları bize kalıyor. O özü sömürüyor, çünkü hayatının kaynağı o. O onunla beslenirken biz posasına talip oluyoruz. Bizim için verdiği o posayı bir lütuf olarak kabül ediyoruz. Sonunda o suçsuz, biz suçlu oluyoruz. Nedenini soramayacak kadar batmışız, debelendikçe daha da aşağıya gidiyoruz. Bize uzatılan yardımları kabül etmiyoruz. Kimliğimiz buna engel oluyor. Nedenini bugüne kadar sormadık, bundan sonra da sormayız. Hep geri kalmaktan şikayet ediyoruz ya, bu bizim kaderimiz olarak biliyoruz, ama kaderimiz olmadığını bilemiyoruz. O yukarda ki bizi öyle esir almış ki esirliğimizi, köleliğimizi bir lütuf olarak görüyoruz. Bize yıllarca bunu öğreten oydu, biz öğretmenimizin sözünden çıkamıyoruz. Kendini öğretmen olarak tanımlayanların aslında bir ahlaksızdan farksız olduğunu akıl edemiyoruz. Ahlaksızla, öğretmenin arasındaki farkı göremiyoruz. Çünkü aynı kimliğe sahibiz, bizim kötülüğümüzü istemez gözü ile bakıyoruz. Gerçekte aynı kimliktemiyiz yoksa biz sahte kimlikler peşinden mi gidiyoruz?
Kimlik adına hep tartışıyoruz, hep haklılığımız anlatmaya çalışıyoruz, bir günde çıkıp haksız olduğumuzu itiraf edemiyoruz. Yıllarca, yüzyılarca münazara ediyoruz, insan hep doğru olurmu, her yaptığı mutlak doğrumudur? Biz hep doğruyuz ve yanlış yapmayız! Ama arkamıza bakıyoruz ki arkamızda devasa enkazlar bırakmışız farkında değiliz. İnsan hiç mi ders almaz. Hep imtihan olduğumuzdan dem vuruyoruz ya, imtihanların sonunda kağıtlar hep boş. İnsan hiç bir şey yazmaz mı o kağıda, yazamıyoruz.
Çok iyi bildiğimizden dem vuruyoruz, ama imtihan zamanı, aklımıza yazmak için bir şey gelmiyor. Biz demek ki yanlış yere, yanlış konulara çalışmışız.
Ne zaman kurtuluruz, gerçekleri ne zaman buluruz, defasa kimlik zırhımızı üstümüzden attıktan sonra. Doğruyu, güzeli kimlik belirlemez. İnsan vicdanı belirler. Bunu anladığımız, ve ona göre hareket ettiğimizde kurtuluruz bu yükten. Yakın mı bu derseniz, zaman gösterecek, bu uzunda bir zaman olmayacak. Son sınıfa ve son imtihana gelmişiz, bu imtihan her şeyimizi belirleyecek. Ya geçeriz ya da yerin yedi kat altında geçiriliriz. Tercih kimliği kullanarak gösterenin değil, şahsın kendisidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder