Hafıza deyip geçmeyin her şey orada. İnsanın geçmişi ile ilgili bilgiler orada toplanır ve orada muhasebe edilir. Bizim gibi Ortadoğu toplumlarında insan ve toplum ile ilgili kararlar, düşünceler hafıza dan faydanılarak irdelenir. Hiç bir bilgi boşa harcanmaz.
Bir anegdot vardır " adam der ki dedem işe girmek için in beş km yürürdü, babam beş km yürüdü, ben mecedes ile gidiyorum, oğlum kadillag ile gidiyor, torunum beş km yürüyecek, onun oğlu on beş km yürüyecek." Bu döngü böyle sürüp gidecek. Bu hafıza ile ilgili bir konu. Yürünen yollar, çekilen zorluklar insana ders verir, yapılan her iş, zorluk hafızaya atılır. Hatalar hafıza yardımıyla tekrarlanmaz.
Orta Asya Türk toplum geleneğini devam ettiren kişiler, insanları değerlendirirken aile yapılarına, ailenin köklerine bakarak yorum yaparlar. Köklü olmayan aileler bu insanlar tarafından muteber kabul edilmezler. Bu aileler hakkında " Dedelerine bak, nereden gelmişler" diye yorum yaparlar. Bu aile kavramı ayrık otu gibi değerlendirilir, kökü olmayan at'un nasıl kolayca sökülebildiği gibi bu ailelerinde köksüz olduklarından kolayca elde edilebilir olduğu kabul edilir. Aileyi geçmişe yönelik bir hafıza olarak görürler. Türk toplumlarında bu değişmez bir gerçektir. Değiştiremezsiniz. Sebebi ise hayatta ancak bu şekilde kalabileceklerini, kendinden sonrakilere aktarımı ancak bu şekilde yapabileceklerini inanırlar. Yıllarca bu hafıza devam etmiş bazı olumsuzluklara olsa da başarılı olmuştur.
Hafızayı çıkarına kullananlar olmaz mı? Elbette olur, hem de öyle kullanır ki hafızalar bile idrakte zorlanır. Öyle bir çevirir ki her yolun bir yere çıkması gibi hafızada ki menfaati kendine çıkarır. Öyle anlar olur ki hafızasını bin yıl öncesine götürür atalarından, dedelerinden, bahseder. Onların kahramanlıklarını, dürüstlüklerini, cengaverliklerini anlata anlata bitiremez, yaşayışlarının en ufak ayrıntısına dâhi girer, ama öyle bir an gelir ki bırakın bir günü bir saat öncesini hatırlamadığı anlar olur. İşte bu da hafızanın kahbeliği.
Bir gün öncesini hatırlamayan hafıza yeri gelince bin yıl öncesini hatırlıyorsa işin içine mutlaka menfaat girmiştir. Burada şahsın tarih, geçmiş sevgisi menfaate kurban gider ki, işte burada ideolojik tarih üretilmeye başlar. Kendini kurtarma peşine düşen şahıs ancak sahte delille ürettiği tarihi can simidi olarak görür.
Her şey ileri yada geri taşınır da hafıza taşınmaz. Ama yalan ile taşınır. Alçak bir medeniyeti yüksek gösterebilirsiniz, kötüyü iyide yapabilirsiniz ama gerçekleri değiştirme imkanınız yoktur. O bir gün mutlaka karşınıza gerçek olarak çıkar. Ve hayal kırıklığına uğratabilir. Onun için yalan ile dünya kurmanın bir gereği yoktur.
Hep köke bakarlar ya, kökler de birbirini buluyor. Adamın birine bir yetki verin. İlk işi kendi gibi birini bulmak olacaktır. Başka türlüsü düşünülemez. Kendini onda görmek zorunda. Başka türlü yaşayamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder