AKILDA KALMAYANLAR

21 Şubat 2024 Çarşamba

PARAVAN

      İnsanlar kendi düşünce ve hareketlerini bazen perdelemek ister. Bunu yaparken perde önünde ki ile perde arkasındaki perdeye konu olan malzeme bazen olur kimse tarafından fark edilemez. Amaç bu mudur? Tam olarak değil. Amacının ne olduğunu karşısında ki kişiye ya da topluma anlatması, neyetini tam olarak belirtmesi gerekir ki, başarılı olsun. Diğer türlü niyet ortada kalır.  Ortada kalan bir malzeme kimsenin işine yaramaz, ara malı olur 

      Türkiye'de İslâm düşmanlarına ele alalım Atatürk onlar için bir perde. Bunu inkar etseler de gerçek bu.  Atatürk ün arkasına sığınarak dine her türlü hakareti yapmakta bir mahsur görmüyorlar.  Atatürk'ü severler mi? Orası biraz şüpheli. Çünkü Atatürk'ün düşünce tarzı ile bunların ki pek uyuşmuyor.  Atatürk dine değil, dinin siyasallaşmasına karşıydı. Osmanlı yıkan sebebin, dinin siyasallaştırılması olduğunu bir Osmanlı kurmay subayı olarak biliyordu. Hâlbuki bu sözde Atatürkçüler İslam'ın her türlü haline düşman. Atatürk onlar için saldırı paravanı.

         Siyasi İslamcıların Şeriat özlemi hiç bitmez.  parava olarak da Osmanlı kullanırlar. Gerçekten şeriat özlemi varmıdır? İşte orası şüpheli. Gerçek bir şeriat yönetimi Siyasal İslam'a yaşama alanı bırakmaz.  Şeriat istemi sadece özlem duydukları hayat standartlarını yakalama çabası için paravan olarak kullanırlar. Osmanlı'nın tam bir şeriat istemi ile yönetilmediğini onlarda pek ala bilir. Ancak yine de birilerinden güç akarak kullanmaktan çekinmezler. O alan geniş bir alandır. İstedikleri gibi kullanabildikleri, geniş, hududu olmayan, her türlü istek ve niyetlerini bu alanda dile getirebilirler. 

       Birde taraftargirliği perdeleyenler var. Bunlar bir adım ileri gider hıyanet ettiği vatan parçasını kullanırlar. Bir zamanlar menfaatleri uğruna sattıkları vatanı perdeleyerek, milliyetçilik ayağına yatarak topraklar üzerinden, menfaat devşirdiği lideri ön plana çıkarır. Hâlbuki o lider ile herhangi bir ideolojik bir bağı yoktur. Sadece menfaat ilişkisi. 

       Dikkat edilirse niyet ile perdelenen şeyin hiç bir bağlantısı yok. Sorun işte burada başlar. Dinleyici, takipçi bunu görmez. Onun derdi hasıl olan niyet değil, söylenendir.  Söyleyenin bir önemi yoktur.  Perde olarak kullanılan metaanın söyleyenin düşüncesi, ideolojisinin uyumununda bir önemi yoktur.  Burada önemli olan toplumun albenisidir. Toplum bunu satın alabiliyorsa ortada bir sorun yoktu. 

         Geri kalmış, eğitimsiz toplumlarda görülen ve sürekli tekrar edilen ticaret yöntemi ne yazık ki bu.  Birileri Can simidi gibi çıkar ortaya,  halkın en acımasız yerinden vurur. Daha gerçek nedir diye sorgulamadan hedefe ulaşılır. Kısa vadeli tutulur. Uzun süreçlerin ters etki yapacağını bilirler. Bir merkezden kumanda edilen bu kişilerin ilginç olan soyuda hiç tükenmez. Satılık insan çoktur bizde. Pazara çıkın aradığınızı bulamazsınız ama bunlardan bulursunuz.  Pazarların vazgeçilmezidir bunlar, pahalıda değildir. Kendilerini ucuza satarlar. 

      Perdeleme niye yapılır? Kişinin saklayacak, kimsenin görmek istemediği, halkın tepkisinden korktuğu için yapılır. Bunu yaparken halkın, ülkenin menfaatlerinin olup olmadığının bir önemi yoktu. O günkü konjektör onu gerektiriyordur, ve birilerine menfaat sağlayacaktır. 

       Aslında ne olursa olsun perdelemeler arasında hiç bir fark yoktur. Ortak özellikleri aynıdır. Hedef saptırma yöntemi ile hedefe ulaşma çabası. Halkın gündemi ile uyuşmaz zaten. Birilerine mesaj yollama metodu olarak kullanılır ki, o mesaj ile halkın bir ilgisi yoktur. Yalnız bazı çevrelerin dezerfarmasyon yaparak halkın gündemine sokma çabası çoğu zamanda başarılı olur. Gündem değiştirmenin diğer bir yoludur. 

       Bu İnsanların bir özelliği de kendilerini vazgeçilmez görmeleri. İnsanların varlık sebebi bunlar. Kendilerini öyle yaptırmışlar ki biz yoksak hiç bir şey olmaz düşüncesindeler.

      Birde paravanın önünde olanlar var. Oyun açık oynanır ancak halk oyunun önünde paravan var zanneder. Ülkede herkes bir şeyden şikayet eder. Hâlbuki şikayet ettiği konunun sebebi kendisidir. Bunu bir türlü kabul etmez. Düşmanı, sebebiyet vereni hep dışarda arar. Yönetimden şikayet eder. Yöneteni kendi getirmiştir, ekonominin kötü olduğundan bahseder, kendi seçtikleri kötü yapmıştır. En ilginci de yöneticilerin hepsinin perde arkasından birileri tarafından hareket ettirildiğini söyler bunun da sorumlusu kendisidir. Suçlu hep başkaları kendinde hiç bir suç yok. Ondan sonrada ülkenin çok iyi bir yere doğru gittiğini söyler. Başkaları tarafından yönetilen bir ülke nasıl ilerler buna hiç bir cevabı olmaz. 

        ideolojik olarak artık bir ayrım kalmadı. Sadece iyiler ve kötüler var. Ülkenin ilerlemesi de kişinin nerede durduğuna bağlı. Ama bir gerçek var. Bir gün iyiler kazanacak. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...