AKILDA KALMAYANLAR

28 Şubat 2024 Çarşamba

TESADÜF MÜ?

        Yaşadığımız şu hayatta hiç bir şey tesadüf değil. Kim ne yaşıyorsa bilerek ve isteyerek kendi iradesi ile yaşıyor.  Başkasının yaşadığı hayatı eleştirerek, Kendi yaşadığı hayata benzetme çabası sürüp gidiyor.  Herkesin kendine göre bir doğrusu var. Bundan hiç taviz vermiyor. Gerçekten doğru olup olmadığı hakkında da kesin bilgiye sahip değil. Bir günü bir günü ile tutmadan yaşanılan hayat tutarsızlıklar sunucu cehennem oluyor. Bugün var olan yarın yok oluyor. Daha bir kaç yıl önce göklere çıkardıklarını bugün göklerden alıp yerin dibine batırıyor. Ne değişti? Yeni bir ilahi mesaja mı mazhar oldular? Hayır  sadece menfaatler değişti.  Böyle git geller ile süren bir hayat ne kadar sağlıklı olur, o da ayrı bir mesele ki, içinden çıkılmaz bir mesele. 

         Problemler biriktirip üzerine küller atmakla,  yok olan bir şey yok. Ama başka çare de mi yok. Problemlerle yüzleşmek ağır geliyor. Zaman kaybı olarak görünüyor. Bugün gördüklerin, yarın karşına çıkmama gibi bir garantisi yok. Seni belki bulmaz ama sen sonraki bir nesli mutlaka bulacak. Sorumlu aramaya gerek yok, çünkü sorumlu sensin. Senin gördüklerin seni sorumlu kılacak. 

        Kim sorumlu? Yapan mı? Yaptıran mı? Ne yapan, ne yaptıran sorumluluk almıyor.  Dünya bunlara güzel . Her şeyi yap, ama sorumluluğun olmasın. İşte böyle bir hayatın içerinde hayat mücadelesi veriyoruz.  Aynı pozisyonda biz olsak, aynı şeyi yapar mıyız? Kesinlikle hayır diyen fazla bir insan bulamayacağımızı ispat edemem ama emin olabilirim. Çevre koşulları, İnsan davranışları, hayat mücadelesi, düşük yoğunluktaki inançlar, olmayan vicdanlar buna müsade eder. 

        Şahsın biri çıkıyor sosyal medya üzerinden yöneticiler ve etrafı hakkında yolsuzlukları, usulsüzlükleri, namussuzlukları anlatıyor ama halktan olsun muhalefetten olsun tek bir kelime edilmiyor. Normalmiş gibi davranıyor. Bu tepkisizlik nasıl mümkün der dururdum. Anladım ki tepki göstermesini beklediklerimiz de aynı pozisyondaymış. Bunu nereden anladım? Biri çıktı muhalefetin tanınmış bir bürokratı hakkında aynı şeyleri söyledi, deliller sundu, aynı tepkisizlik muhalefet ve taraftarları tarafından yapıldı. Anladım ki hepsi aynı. Bu yapılanlardan herkesin haberi var herkes de buna ortak. 

     Devir kendini kurtarma devrine dönmüş.  Hiç kimse kendi evinde, kendi Mahallesi'nde olanı görmüyor. Bu şekilde doğruyu bulmaya çalışmak ne kadar mümkün olur. 

       Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlama çabası ne kadar sağlıklı olur. Toplumu düzeltir mi? Yoksa uyum sağlayanı hasta mı eder? Toplum sağlıklı olmadıktan sonra azınlıkta olan bireylerin sağlıklı olmasının ne anlamı kalır. İnsan hasta olur da toplum hasta olmaz mı?  İnsan birey olarak hasta olmasının etkisi dar kapsamda olur da, toplumun hasta olması gelecek nesilleri heba eder gider. 

          Tutarlılık insana mahsustur. Hayvanlar yapabilir mi? Bugün söylediğini yarın inkâr etmek ne demektir? İnsanın kendini inkar etmesi kadar acı olan nedir? İnkâr ile başlayan hayat, inkar ile biter. Tutarsızlık insanın karakterini oluşturur. Hayat mücadelesinde eksi olarak başlayan insanın gelecekteki hayallerine set vurur. 

         Dayanılmaz, çekilemez hale gelen toplumsal yaralara çare olarak sunulan her tedbir yarayı daha da derinleştiriyorsa çıkmaz bir sokağa girmiş, girdabın içinde dönen bir cisim gibi bir tarafa savrulma olur ki nereye gittiğini tahmin edemez hale gelir toplum. Bataklık misali çırpındıkça batan toplumu ancak dibi gördükten sonra küllerinden doğan Anka kuşu misali çıkarabilirsin. Bu uzun zaman alacak bir yoldur ki, rekabet ettiğin toplumların ilerleme hızına bağlı olarak, onları yakalaman uzun yıllar bel ki yüzyıllara ihtiyaç duyarsın. Bu arada kaybetmiş olduğunu yılların telafisi mümkün olmadığından nesilleri hiç yok bir sebep nedeniyle heba eder gidersin. 

          İnsanları bir arada tutma çabaları öyle çekilmez olur ki, tutma çabası içine girenler dâhi bu çaba içinde kaybolup giderler. İnkâr,  çabanın zehridir. Bunyeye bir gitsin yeter ki, yok etmeden çıkmaz, girdiği yerden. 

        Birilerini ön plana çıkarmak. İstediklerini ona yaptırma çabası (maşa kullanma) toplumda hastalık haline geldiyse gerileme başlamış demektir. Makamlar, mevkiler bu maşaya aracılık ettiriliyorsa, o makam, mevki sahillerinin bağımsız olmadığı, kararları kendi vicdanıyla veremediği bir yerde kölelik başlar ki , efendiler rahat hareket etme, rahat bir yaşam sürmek adına yapamayacakları hiç bir şey kalmamış demektir. Efendiye itiat yıkım demektir. 

        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...