Ülkem insanı her gün bir şeyden şikâyetçi. Hayat pahalılığı, ahlaksızlık, komşu, akraba, oğlu, kızı, hanımı, babası, annesi hiç bir şey bulamazsa kendinden şikayetçi olur.
Ülkeyi yönetenlerden şikayet eder, yönetenleri değiştirme işine girmez. Onun için şikayet bir hayat felsefesi hâline gelmiş.
Oturur kahve köşelerine, dost meclislerine, belediye parklarına eleştiri yapar, hayat pahalılığından bahseder. Bunu bir lokanta da, kurumsal bir cafe de yapmaz çünkü oraya girecek maddi gücü yoktu. Bu kadar çok şikayetin arkasından yönetenlere tek Kelime etmez. Çünkü o kutsaldır. Onu eleştirmek inandığı dini eleştirmek ile eşdeğerdir. İşte böyle bir ülkede bu kişiye seçimlerde oy verme hakkı tanınıyor. Daha çöpü nereye atacağını , toplum içerisinde konuşmasını nasıl hareket etmesi gerektiğini bilmeyen, insana yönetici seçmek için oy hakkı tanırsan, elbette doğal olarak neyi seçeceğini de bilmeyecektir.
Yönetenleri suçlamanın bir anlamı yok. O insanlar başka gezegenden gelip zoraki o koltuklara orurmadılar. Yine ülke vatandaşlarının özgür iradeleri ile seçimle geldiler.
Bir iktidar iki dönemden fazla yönetimde kalıyor, bütün olumsuz şartlara rağmen ( ekonomi, dış politika, vatandaşa adil yaklaşım, ayrımcı politik yürütme gibi hayati önem taşıyan unsurları yürütemeyip halkını sefalet içerinde bırakarak iktidarda tutunup, seçimde yine çoğunluğu sağlayarak yönetime geliyorsa yönetenlerin burada bir suçu olmasa gerek. Nasıl ve kimi seçeceğini bilmeyen halk kitleleri burada birinci derecede sorumludur.
Seçmen her seçim döneminde oyunu kullanır, "görevimi yaptım" anlayışıyla kalbini ferah tutar. Hakbu ki seçtiği kişilerin her yanlışlarının sorumlusu yapan kadar kendiside olduğunu bilmez. Yanlışları yapana yükler. Sanki o seçilenler başka bir ülkenin seçmeni tarafından seçilmiş ve ya semadan inmiş muamelesi yapar. Tedbir alınmadan denetlenmeden muaf kömür ocakları, Altın madenleri, taş ocaklarında meydana gelen ölümle sonuçlanan kazaların sorumlusu denetlemeyen seçtiği insanlar kadar kendisidir de bunu hiç bilmez.
Devlet hazinesinden halkın vergilerini yağmalayan, gereksiz harcamalar yapan seçilen insanlar kadar onu oraya getirenler de sorumludur, bunu hiç üzerine uğratmaz. İlginç olan bunu Allah'ın adını kullanarak yapar, secmende Allah rızasını umarak ona oy verir. Gariplikler silsilesi böylece uzar gider. Zarar gören kendisi olduğunu halde, bir kısım daleverelerle zararını karşılamak isteserde büyük çoğunlukla bunu da başaramaz. Alınan ahların bedduaların hedefi olur bunu da umursamaz. İnancı vardır ama güveni yoktu.
Bir sokak röportajında "inci taneleri" dizisinde ki pavyonda çalışan ve dans eden Dilber adlı kadının resmi ile tarihçi İlber Ortaylı nın resmini yan yana gösteriliyor. Vatandaşın yüzde sekseni Dilber' i tanıdığını ancak diğer şahıs diye adlandırdığı İlber Ortaylı yı tanımadığını söylüyor. Böyle bir halk ile yönetici seçmek için seçim yapıyoruz. Ne kadar sağlıklı orası da ayrı bir tartışma konusu. Neyi ve kimi seçeceğini bilmeyen bir halk ile ülke geleceğini tartışmak abesle iştigal olsa gerek.
Eğitim seviyesi düşük bir halk ile seçim yapmak, ülkenin geleceğini belirlemek ne kadar sağlıklı? Bu bir kumar ama zarlarda, kağıtlarda hileli. Sadece adet yerini bulsun diye sandıklar kuruluyor, tiyatro oynanıyor. Bu sadece ülkedeki iktidar partileri için değil, muhalefet de aynı oyunun içinde. Herkes rolünü biliyor ve oynuyor. Olan ülkeye oluyor. Beka sadece sözden ibaret kalıyor.
Siyaset öyle yozlaşmış ki, ağızlarından bir tane doğru bir Kelime çıkmıyor. Vaat edilen her şey önce kendi ceplerinden geçmek zorunda. Kalırsa ya da düşürürlerse halka hizmet olarak geliyor. Böyle bir ortamda seçim yapıyoruz ve halk bunlardan bir şey bekliyor.
Hiç bir sorumluluk almayan, ya da yüklenilmeyen bir yönetimin bir adım ilerisinde ne olacağını kimse tahmin edemez. Bu anlayış, bu yönetim biçimi bir biçimde halka yansır, yansır ama iyi yönde yansımaz. Halk bunu bilir ama yine bildiğini okur. Bir gün kendisine de sıra geldiğinde her şey geç kalınmış olur. Olan ülkeye olur. Her şey adım adım yıkarak gelir. Burada küllerinden doğan Anka kuşunu aramayın. Öleni diriltemezsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder