Milliyetçilik bir hayat biçimi olamaz. Sevmektir, ama tutku değildir. Milliyetçilik bir yol değil, bir düşünce biçimidir. İnsan hayatına yön veremez nitelikte olması gerekirken yön veriyorsa bu Milliyetçilik değil ırkçılıktır.
Kimlerin elinde nasıl yorumlanacağí belli olmayan Milliyetçilik, sadece insanı ve toplumun değil, ülkeyi çıkmaza sokup harap ve bitap düşürebilir. Kontrol etmesi zor olan bu fikir, doğru ellerde ve doğru zamanda tanımına Uygun kullanılırsa bir anlamı olur.
Doğru eli, doğru kişiyi bulmak da başlı başına bir problemdir. Devletin devamı olduğu gibi bu düşünce de davamı olan bir akımdır. Yanlış ellerde yıkım aracı olarak kullanılır. Toplumların gönderilmesinden kullanılan bu düşüncenin saatli bombadan bir farkı yoktu. Ne zaman ve nerede patlayacağı, harekete geçirileceği, kontrol edilip edilemeyeceği belli olmaz. Yaydan çıkmış ok gibi, tekrar yerine getiremezsin.
Birde bunun ırkçılığa evrilmesi vardır ki. İyi niyetli birinin elinde hiç bulunmaz. Top oynar gibi oynar. Kitleleri peşinden koşturur. Nereye gittiklerini bilmeden koşarlar. Kitleleri bir arada tutma aracı olarak kullanan da yok değildir. Kendi ne yaptığını bilsede, kitle gerçek niyetin ne olduğunu bilmeden sürüklenir. Bu sürüklenme onun için ölüm olsa da fark etmez. Bir ideal uğruna ölmek ona mutluluk verir. Gelecek adına hareket ettiğine inansa da, aslında inandığı bir şey yoktu. Tarih ırkçılık ile ülke savaşlarını çok görmüştür. Ama başarılı olanı hiç görmemiştir. Ders alan var mı? O da görülmemiştir. Peki hâlen neden devam eder? Bunu da bilen yoktur.
Devleti koruma aracı olarak kullanılan ırkçılık, alternatifsizlik ürünüdür. Gücü, güç göstermeyi beceremeyenlerin işidir. Milliyetçilik adı altında halkını, milliteni seversinde, onları ölüme götürmek insanlığın başka bir türüdür herhalde.
Faşistlik nereden, ne amaçla çıktığı bilinmez. Her fikrin türediği yer ve amaca göre şekillendiği aşikardır. Bu bazen menfaat olur, bazen iktidar hırsı, bazende konum güçlendirme. Her ne sebep ile çıkarsa çıksın sonu hüsran, yıkım olmuştur. Avrupa'da geç değil 1930 ile 1940 yılları arasında görülen bu hastalık milyonlarca insanın ölmesine sebep olmuş, bu fikrin liderleride yok olup gitmişlerdir.
Daha iyi bir hayat, daha iyi bir dünya için toplu yaşama kültürü içinde yaşamak varken, kendi gibi düşünmeyenlerin hayatını kısıtlamak, bunu yaparkende evrensel olmayan bur düşünce biçimi kullanmak abesle iştigal dir her halde.
Zamanın hiç bir döneminde yok edilemeyen bu hastalık, birileri tarafından her dönem ısıtılıp toplumun önüne servis edilmiştir. Bu düşünce biçimi her zaman için satın alınabilir bir hastalıktır.
Milliyetçilik çoğu zaman düşünce, yaşam biçimi olarak anlatılsa da bazıları için sadece bir paravandır. Bir şeyi saklama aracı olarak da kullanılır. Bu o fikri ortaya atanın yaşam tarzı ile paralellik gösterir. Kendi yaşamadığı hayatı yaşıyor gibi gösterip grupları kanalize eder. Bu çoğu zaman bir suçu başka yöne evirme olarak veya örtme, yok etme olarak karşımıza çıkar. Yönetici olur Sürekli Milliyetçilik den dem vurur, ama ülke topraklarını yabancılara saymakta bir mahsur görmez. Ona göre bu milli bir menfaattir. İlginç olan takipçilerinin buna inanması. Madenleri yabancılar işletir bu ona göre Milliyetçiliğe ters bir şey değildir. Çünkü Milliyetçiliğin kurallarını kendi belirlemiş, ve ona göre de hareket etmek gerekir. Söylem ile eylem farklı olunca dışarıdan eğrelti duruyor. Kendini ve çevreni her şeye inandırabilirsin ama senden olmayanlar yaptığın tiyatroyu görüyor. Sana nefretle değil acıyarak bakıyor.
Bir de mülkiyet farkından dolayı Milliyetçiler vardır. Bunlara hiç güç yetmez. Kendi A milletinden ama B nin savunuculuğunu yapar. Yokmudur bunlardan etrafınıza bakın yüzlerce görürsünüz. Bunlar kendilerini öyle kaptırır ki hayat tarzı haline getirir. Sembolleri, kültürü onun gibi yaşayan göremezsiniz. Samimimidir? Kesinlikle değil. Hayatı boyunca ona birileri tarafından bir rol biçilmiştir, onu çok güzel oynar. Buraya nasıl geldiği de bir muamma. Elbette destekleyen ağa babaları ettikleri tohumun meyvelerini toplamaynca onu orada tutmak zorundadır. Sonra? Sadece bir çöp. Sonuç? Yıkıma uğramış bir ülke, sefalet içinde bir halk. Bu arada Meyveyi toplayanlar sırra kadem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder