AKILDA KALMAYANLAR

9 Mart 2024 Cumartesi

ÖLÜM AMA NEDEN?

       Kutsal olarak kabul edilen insan hayatının haksız olarak sonlandırılmasının neresi övünme aracıdır anlamak mümkün değil.  Hangi ölüm kutsaldır, ya da hangi öldürme kutsal.  Öldürmeyi kutsal olarak atfedenler, neyi amaçlamakta? hedefleri nedir? Kendilerine kutsallık mı bahşetmeye mi çalışmaktadırlar? Yoksa ölümsüz olmanın mı peşindeler? Hiç birinin mümkün olmadığını bildikleri halde bu yolu neden izlerler?

       Haksız olarak cana kıymanın haklı bir gerekçesi olamaz.  Ben yaptım oldu ile olmuyor bu işler. Seni haklı kılan sebepler, başkalarının yaptıklarını meşrulaştırır. Tarih sebebi olmayan katliamların izleriyle doludur. Hitler, Stalini milyonları öldürdü, ne için kendinden sonra yok olan ideolojileri uğruna. Tarih haklı mı dedi bunlara? Mao kültür devriminde milyonların ölümüne sebep oldu, bizzat sebep olanlar öldürüldü. Devrimler önce kendi çocuklarını yer hesabı. 

         Sebepsiz yere insan canına kuymak bumerang gibidir. Bir gün mutlaka yapanı da bulur. Katliamlar ne olursa olsun savunulmaz. Savunduğun yerden vururlar. Sen bir topluluğu, o toplulukta birinin yaptığı hatadan dolayı cezalandırma yöntemine gidersen, bir gün gelir en yakınında bulunan bir topluluğa aynı hareket yapıldığı zaman söyleyecek bir söz bulamazsın. Bugünkü Gazze'de olduğu gibi. İsrail'in yaptığı meşru bir saldırı olamaz. Hamas'ın yaptığı bir saldırının ceremesini o saldırıdan haberi olmayan, en ufak bir dahiliyeti bulunmayan halk katlediliyor, bu harekete göre İsrail'in yaptığı meşru olarak kabul edebilirmiyiz. Her zaman için açık bir kapı bırakılması gerekirken, bütün kapıların kapatıldığı bir saldırının sonuçları elbette ki sadece Müslümanları değil, bütün insanlığı ilgilendirmesi gerekir. Ama ne yazık ki tepkiler Müslümanlardan değil de başka yerlerden geliyor, burasıda ayrı bir acı konu.

      Sosyal medyada biri "Yarabbi Hülagü yü bir daha geri gönder." Diye dua ediyor. Hülagü Bağdat da yıkım ve katliam yapmış , dünyanın en büyük kütüphanesini yakan biri. Ne diye geri gelmesini istiyor.  Tekrar çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katliam yapsın diye. Ne biçim bir ruh hali anlamak mümkün değil. Bu insanların elinde yetki ve imkân olsa katliam yapmadan geri durmayacak. Kendilerine göre basit bir olay gibi bakmak insanlık adına elbette utanç verici. 

        Öldürmenin kutsallaştırıldığı dönemler her zaman olmuştur. Hastalıklı insanların yaptığı bu davranış toplumları çoğu zaman ülkeleri yok etmiştir. Bu bir hastalıktır. Ama tedavisi olmayan bir hastalık. İnsanları yok etmek için silah üretirler, barış için yaptıklarını iddia ederler. Barışın silahı olurmu? Milyonlarca insanı bunun ile yok ederler buna da demokrasi getirdim, barış sağladım derler. Bu tür hastalıklar insanlık tarihinin en büyük pandemisidir. 

        Seçim vaatleri arasına insanı öldüren silahlar üretmeyi meydanlarda dillendirmek hastalık değil de nedir. Söyleyen hasta olduğu gibi buna inanıp, bununla iftihar edenler de hastadır. Silahlar sadece kendini koruma aracıdır, saldırı değil. Kime neden saldırma ihtiyacı duyuyorsun. Daha çok Toprak mı? Nerede bitecek? Sonuç ne olacak? Kestirebiliyormusun? Bunun ile ilgili bir planın var mı? Kaç kişi masumca ölecek? Kimse bilmiyor. Sayıların bir önemi yok. Önemli olan kazanılan topraklar. 

     Bir insan çıkıyor daha fazla iktidarda kalabilmek için savaşlar çıkarıyor binlerce insanın ölmesine sebep oluyor. İlginç olanı o savaşın sebebini bilenler buna ses çıkarmamaları. Onlarda istiyor olabilir mi? Bu işi nasıl yapıyor? Hedef saptırarak. Kendi Arzu ve isteklerini perdeliyor. Tarih de bu gibi savaşlar azımsanamayacak kadar fazla. Bir kişinin hırsı, binlerce kişinin ölümü. Şimdi bunu nereye koyacaksın. Onun üzerine tarih yazılıyor. kahramanlıklar ihtisas ediliyor. 

       İlginç şeylerde olmuyor değil. Önce tarih yazılıp, daha sonra o tarihî oynamak yokmudur? Tiyatro, sinema ne derseniz deyin ama ortada insan ölümü var. Şehirlere bakın hangisinin temellerinde kan, gözyaşı, İnsan kemikleri yoktu. Bulamazsınız. Her şehrin üzerinde mutlu yaşayanlar, altındakilerin ne olduğundan habersiz yaşayıp gidiyor. Buna da medeniyet deniyor.

       Siz ne bilirsiniz diye sorarlar ya, aslında biz her şeyi biliriz de konuşturulmayız. Yaşlanınca terk edilen insanların kavimlerini, sağlıksız diye öldürülen çocukların ailelerini, saf ırk yaratacağım diye yola çıkarak öldürülen kızların ülkelerini, Benim gibi düşünmüyor diye zindanlarda ölüme mahkûm edilen ülkelerin insanlarını da biliriz. Biliriz de neden diye soramayız. Hep çoğunluğun dediği olduğu için, azınlığın biz. Bizim dediğimiz hiç olmaz.

        Öldürme üzerine kurulmuş bir hayatın içinde zenci olmuşuz. Hep böylemi gider bilinmez ama elbet bir gün biz de çoğunluk oluruz. Vesselam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...