AKILDA KALMAYANLAR

5 Kasım 2024 Salı

ÇIKAR

        Şahsi çıkarlar için atılan her adımın sonu hüsrandır. 22,10,2024 de dillendirilen PKK elebaşısı için yönetimde olan siyasilerin meclis kursulerinden dillendirdigi af çıkışları ne amacı var bilinmez ancak ortada bir gerçeklik var, sonu iyi olmayacakmış gibi gözüküyor. Nedeni ise adına ne derseniz deyin ister açılım ister müzakere ister af adının hiç bir önemi yok, toplum, millet, ülke için değilde, şahsi çıkarlar için yapılıyorsa uzun vadede başarı şansı hiç yok. Yarın çıkarı için yola girilen bu yolda bir engel ile karşılaşınca geriye dönülmeyeceğini kim garanti edebilir. Yeterli o şahsın menfaatine dokunulsun. 

       Mantık ile vicdan arasında sıkışan bir hayat değil yaşanılanlar. Çünkü mantık ile hareketin sonu şahsi çıkardır, oysa vcdan insanı evrenselleştirir. Çıkarlar çatışmasından insanı uzak tutar, ayırıcı değil, birleştiricidir. 

        Hayatta iyi şeyler olduğu gibi kötü giden şeylerde vardır. Mesela en kötüsü haklıya pusu kurmaktır, daha da kötüsü o pusudan haklının sağ çıkmasıdır. Sağ çıkması, pusu kuran için felaket olur. Kimin kime pusu kurduğunun belirsiz olduğu bir zamandayız. Kim dost, kim düşman o da belli değil 

        Eğer bir yerin sana ait olmadığını hissediyorsan orada durma, ziyan olursun. Biz ziyan olanlardan mı Oluruz? onu bilmem de, şunu çok iyi biliyorum, nerede durdugumuzu bilmiyoruz.  Git geller ile süren bir hayat yaşıyoruz. Doluya koyuyoruz almıyor, boşa koyuyoruz dolmuyor. Bu durum sadece insan hayatı için değil, toplumların, ülkenin durumu içinde aynı. Ne yaptığımızı bilmeden bir o yana, bir bu yana savrulup duruyoruz.  Bu çıkmazlar nereye kadar gider, nerede durur onu da bilmiyoruz.

         Bilinmezlikler içinde yaşayan bir halkın geleceği olurmu? Bugüne kadar olmamış. Bu hale biz nasıl geldik? Bu sorunun cevabını tam olarak verirsek, problemimizide çözeriz. Sürekli şahsi çıkarlarını halkın, devletin çıkarlarının önünde tutan yöneticiler seçtik. Seçme yetmemiş gibi yıllarca onun peşinden gidip destekçisi olduk. Yanlışlarını bildiğimiz hâlde "vardır bir bildiği" diyerek kendimizi kandırdık. Yapılan her güzel işleri ona mal ettik, yanlışlara ise mutlaka bir düşman bulduk. Liderimize toz kondurmadık, biz böyle davrandıkça, o daha da azdı. Suçluyu hep başka yerde aradık, aynaya hiç bakmadık. Bundan sonra bakacakmıyız? Ufukta öyle bir ışık gözükmüyor. Düşman yaratmada, yaşatmada mahiriz, ancak yok etmeye gelince o kadar da mahir değiliz. Çünkü düşman sayesinde ayakta duruyor iktidarlarımız. Düşman olmadan aslında bir "hiç"ler. Bunu bildikleri için düşmanı yok etmiyorlar. 

         Her şey tepetaklak gidiyor. Bugün var olan, yarin yok oluyor. Kimse bunun hesabını sormuyor. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı deniyor, ancak ortada ya yapılan bir şey yok, ya da yanlış yapılmış. Bir söz dizini kurmayı bile beceremiyoruz. Şu an yapılan gibi.  Kendimiz de bir ışık görmediğimiz için, hep bir kurtarıcı bekliyoruz ama o da bir türlü gelmiyor.  Sözün özü çıkmazdayız. 

         Sonuç olarak hayat bir döngüden ibaret. Mutlaka ama mutlaka başladığın noktaya geri geliyorsun. Onun için hayata dair hiç bir şeyi fazlada dert etmemek gerek. İnsan eşit doğar, eşitsizliği yaşadığı hayat belirler. Karekter hayata yön verir. Kötü karakterin hayatı kötü gidecek diye bir kuralı yok, çünkü kötülük toplumdan topluma değişen bir kavramdır. Birinin toplumunda iyi olan bir davranış biçimi başka bir toplumda hoş görülmeyebilir. İyiyi ve kötüyü belirlenen de toplumdur. Hırsızlık kötü bir davranış biçimi gibi gözükse de bazı toplumlarda normal karşılanabilir. İşte insan hayatına yön veren, ve toplumların, dinlerin, vicdanların kabul etmediği davranışları normal karşılayan bu toplumlar hasta toplumlardır. Hasta olmayı bir gör, hiç bir hareket, davranış artık kurtaramaz. Geri dönüşü olmayan o sürece girmen yeterli. Yok olup gitmek kaçınılmazdır. 

    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...