AKILDA KALMAYANLAR

18 Kasım 2024 Pazartesi

KÚRTLER NEDEN DEVLET KURAMAZ?

        Toplumların çöküşü olduğu gibi birde dúşmesi vardır. Bunu doğru karar verme belirlediği gibi bazen de coğrafya belirler. Sürekli korku içinde yaşayan toplumlar ya ilerleme kaydedemez, ya da bu ilerleme çok yavaş olur. Örneğin Kürtler. Öyle bir toplum yapısına sahip ki tek başına hareket eden hiç kimse yok. Etrafı çevrili ve her an bir tehlikenin var olma olasılığı ile yaşam sürüyorlar. Onun için de bugüne kadar devlet kurmuş değiller. Kendi tarihçileri dahi soylarının nereden geldiği ile ilgili ortak bir kanıya varamıyorlar. Roma kaynaklarında bugünkü Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak kesiminde yaşadıklarına dair belgeler mevcutsa da bugüne kadar birlik olamamış bir toplum var karşımızda. Sebebini kendileri dâhi çözememiş, sürekli kendi aralarında çatışma yaratarak birlik olamamış bir toplum. 

         Toplumun güvenlik açısından kendi içine kapanarak dışarıya karşı kendini koruma çabası olsa da, bunun yanında dezavantajları da olduğu açıktır. Dışarıya açılmamış bir toplumun gelişmesi ne kadar olur o da muamma. Aşiret sistemi birliklerini sağlıyor gibi gözükse de, bu birlik belli bir grup dışına çıkamıyor. Aşiretler arasındaki benlik duygusu her şeyi yer ile yeksan ediyor. " En kalabalık, en büyük aşiret benim." söylemleri, kendi aralarındaki birliği yok ediyor. 

       Devlet kurmalarına en büyük engel avantaj gibi gördükleri aşiret sistemi. Her aşiret diğerine göre kendini ön plana çıkarmaya çalışıyor. Aşiret içerisinde birlik olsa da, aşiretler arasında birlik kurulamıyor. Aşiretlerin toplu olarak hareket kabiliyeti bugüne kadar hiç olmadı. Yönetimlerinde bulunan devletler de bugüne kadar müsade etmedi. Osmanlı bu ayrıştırmayı çok iyi yaptı, başarılı da oldu. Bir aşireti ezmek istediğinde, diğerine paşalık verdi. Hiçbir aşiret kendisine tevdi edilen unvanları geri çevirmedi.  O an için aşiret açısından başarı gibi gözükse de, ilerleyen yıllarda, sıra ona da geldi, ezildi. Bu döngü böyle sürüp bugüne kadar geldi. Aynı düşünce yapısıyla devam edecek gibi de gözüküyor.

       Sosyal medyada bir aşiret üyesi bir paylaşım yapmış " Bir tarafta sade gelinlik ile İngiliz kraliçesi, diğer tarafta Mardin'e ait bir aşiret üyesinin oğlunun düğünü. Gelinin altın takılar ile her tarafını sarmışlar. Fotoğrafdaki gelin gerçek, takılar da gerçek." Sade olan İngiltere kraliçesinin devleti dünyayı yönetiyor. Diğer gelinin aşireti ise her dönem birileri tarafından yönetiliyor. Biri bağımsız, diğeri bağımlı. Aşiret olmak geniş bir coğrafyaya hükmetmek anlamı taşımıyor. Sadece kendi yaşadığı bölgede tabii olduğu devletin çizdiği dairenin sınırları dışına çıkmadan halkına hükmediyor. Aradaki fark yönetme ve yonetilme ile ilgili. Altınlar o aşirete gerçekte hiçbir şey katmıyor, bilakis çok şey kaybettiriyor. Kölelik gibi.

        Yönetim olarak uygulanan her sistem kendini yenilemediği sürece kendini yer bitirir. Buna ister demokrasi deyin, ister monarşi deyin isterseniz diktatörlük hiç fark etmez. Ülkede uygulanan her yönetim biçimi sabit kaldığı sürece, mutlaka bir yerden açık verir. O açığı kapatmazsanız, topraktan yapılmış bir bend  gibi zamanla o açık açılır,  artık  kontrol edilemez hale gelir ve halka zarar verir. Yönetimlerin her daim kendini yenilemesi gerekir. Bu düşünce ışığı altında Kürtlere gelelim. Yüzyıllardır kendilerini yenileme açısından hiçbir şey yapmadılar. Geleneklerini, törelerini her zaman inandıkları dinin önüne çıkardılar. Helali haram, haramı helal yaptılar. Ne için, mutlu bir azınlık yaratmak için. Sonuçta olan ağaya, aşiret reisi ne olmadı, çoğunluk olan aşiretin diğer üyelerine oldu. Dün ne ise bugün de aynı hayatı yaşamada ileri gidemediler. Ne de olsa Ortadoğu toplumunun ortak karekteristik özelliği. 

        Hâlen televizyon dizilerinde aşiret konusu işleniyor, toplum da bunu zevkle izliyor. Hele aşiret mensuplarının ayakları yere değmiyor. Hiç farkında olmadıkları köle düzeninin devamına alkış tutuyorlar. Biraz ağır olacak ama "Onlar eşek olduktan sonra semer vuran çok olur." Sürekli pompalanan bu aşiret yapı sistemi onları kontrol altında tutmanın en kısa yoludur. Yüzbin kişilik bir aşirette niye herkes ile uğraşılsın ki, aşiret reisini kontrol altında tut yeter. Bu biraz vergi düzenlemesi gibidir. Bir çok esnaf ile uğraşacağına aynı iş kolunda bir market zincirini ayakta tut, sadece onun ile uğraş. 

         Her şey plan ve program dahilinde olduğu sürece bir çobanın milyonlarca koyunu bir arada tutup gútmesi zor olmasa gerek.

         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...