İnsan Allah'ı ulaşılamaz görüyor, onun için araya aracılar koyuyor. Kendi konumu ile aracı koyduğu kişinin aynı yerde olduğunu idrak edemiyor. Dünya tarihine bakın bütün savaşların sebebi doymak bilmeyen ruhbanlardır. Haçlı seferleri en güzel örnektir. Avrupa'daki Enginazisyon katliamların arkasında da bunlar vardır. Müslüman ruhbanlar mı? Onlarında Hıristiyanlardan pek farkı yok.
Hıristiyanlar da mevcut olan "günah çıkarmayı" eleştirir, kendisi daha ileri giderek insanları cennet'e sokup çıkarır. Rüya görmeleri çok meşhurdur bunların. Bir gün seni cennetde görürler, diğer gün cehennemin dibinde. İspat edilemeyen tek şey insanın rüyasıdır. Ne görüntü var ne de ispat edilecek bir belge. Yalan sadece insan ile Allah arasında ki bir durum.
Aracılar zeki insanlardır. Etrafda bu kadar malzeme olduktan sonra onları kullanmaları da o kadar elzemdir. Bunların tuzağına bir düş, çıkmak için akla karayı seçersin. İstediklerini yaparsan en muteber sensindir. Senin için ne rüyalar görürler! Aklın bile idrak edemez. Menfaatlerine dokunduğun anda işin bitmiştir. Kaçacak delik ararsın ama bulamazsın. Sığınacak tek kapın vardır, Yaradan, seni cezalandırmak için, inanın onunla bile pazarlık ederler. Sen arı kovanına çomak sokmuş adamsın. Ne munafıklığın kalır ne de kafirliğin. Dinden çıkarma (afaroz) sadece Hıristiyanlık da var sanma, insan tarafından oluşturulan her dinde vardır. Sadece şekil değiştirir. Yaşadığın zannettiği din Allah'ın dinî mi? Eğer öyle zannediyorsan insanın insana yaptığı zulüm 'ü nereye koyacaksın, bırak insanı Allah'a yapılan zulüm ne olacak. Yaratılan yaratana zulüm eder mi? Bunlar eder. Kafalarından oluşturdukları din buna cevaz verir, müsade eder. Kimse yapamaz bunu, sadece kendi seçilmişleri yapabilir. Bunu da sana açıkça söylerler.
Allah'ın indirdiği kitabı sana okutmazlar, anlamazsın? Tefsir edemezsin derler. Ancak kendileri olur, okuduklarına göre, kendi menfaatlerine göre yorum yaparlar. Bunu da sana pazarlamaktan çekinmezler. Allah korkusu yoktur bunlarda, var da yok sa dünya nimeti, şahsi servet edinme hırsları.
İslam eşittir ahlâk dır. Ahlâk olmadan hiç bir din ayakta kalamaz. Bütün semavî dinlerin temeli ahlâk üzerine kurulur. Elçiler tebliğlerini ahlâk üzerinden yürütmüştür. Kur'an'a bakın bir çok yerinde ahlaklı ve erdemli davranışlardan bahseder. Temel ahlâk da semavî dinlere mensup bu ahlaksızlar nereden geldi? Nasıl oluştu. Önce birey ile başladı. Bireyler tarikat, cemaat oluşturdu, kendilerine tekke kurdu. Burada şahsi çıkarlarını dinin önüne geçirerek ahlaksızlık oluşturdular. Bazen oldu ki Kimin söylediği ve ne zaman söylediği belli olmayan hikâyeler anlatarak kendilerine göre bir din oluşturdular. Allah'ın değil kul'un dini hâline getirdiler. Bu bir anda olmadı. Her gelen nesil Allah'ın dinini bir tarafa bıraktı, kul'un dinine bir şeyler ekledi. Sonuçta ortaya ucube bir din çıktı. Bu dinde ne ahlâk, ne erdem, ne edep kaldı. Ana dinin içi boşaltıldı. Büyük meseleler yerine küçükleri ile uğraşıldı. İçi boşalan gerçek din unutulmaya, hayata tatbik etmemeye yüz tuttu. Bunu yapanlar din düşmanları değil, dinin kendi içerisinde, kendini o dine adamış kişiler tarafından yapıldı. Bu nedenle hiç kimse buna ses çıkaramadı. Müslümanlarda, çıkaranlar kafirlik, munafıklık ile Hıristiyanlarda dinden çıkarılarak (afaroz edilerek)cezalandırıldı.
Ahlaklı, dindar bir toplum oluşturmak için yola çıkanlar, benlik duygusuna kapılarak insanlığı çıkılmaz bir yola soktular. Kendinden olmayanlara, kendilerini Allah'ın yerine koyarak ağır cezalar hukmettiler.
İslam dininde namaz beş vakit farzdır. Yalnız ahlâk yirmi dört saat farzdır. Namaz kılmamak Allah ile kul arasındaki bir mesele, yalnız bir kişinin ahlaksızlığı bütün toplumu, ülkeyi, dünyayı ilgilendirir.
Dindardan ahlâk çıkmayabiliyor, ama ahlaklı dan çok iyi dindar çıkabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder