Genel bir düşünce dır "Her doğru her yerde söylenmez" vicdani ve dini bir söz değildir. Din doğruluğu, ahlakı, emrederken bu söz tersidir. Hangi peygamber bu sözü ölçü almıştır? Dört mezhep imamı zamanın Halifeleri tarafından bu söze itibar etmeyerek zindanlara atılmamışmıdır?
Sokrates M.Ö. 399 yılında “dinsizlik” ve “gençlerin ahlakını bozma” gerekçesiyle mahkeme önüne çıkarılmış ve ölümü istenmiştir. Platon Apologia adlı eserinde, Sokrates'in mahkemede Atinalılar'ın huzurunda, sürdürdüğü felsefi yaşam şeklinin doğruluğunu savunduğunu ve bundan ölüm pahasına vazgeçmediğini belirtmiştir. Eğer düşüncesinden vazgeçse öldürülmeyecek. Sokrates doğruyu ölüme giderken dâhi söylemiştir.
Doğru nun bir özelliği vardır, yalan gibi mutlaka bir gün ortaya çıkar. Çıktığı zaman insanlığa verdiği zarar bir savaştan daha tahrip edicidir.
"Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip dururuz. Bu bencilliktir, nefisçiliktir. Başkasına dokunan yılan bir gün gelir herkese dokunur. Bu yılanın yaratılış özelliğidir.
Gerçeklik bunlarla ilintili olsa da, yalan ve doğruluğun üzerinde bir olgudur. Etrafımızda gõrdüklerimizin saf halini belirlememiz de yardımcı olur.
Saf ve kendi hâlinde birinin hiç bir dış yardım almadan yüksek pozisyonlara geldiğine hiç şahit oldunuz mu? Olamaz. Sanatçısı, topçusu, siyasetçisi, zengini kimi içine katarsanız katın. Birilerinin dizginleri ile yükselme olur. Dizginler bırakıldığı an tepe taklak düşer. Bunun çok örnekleri vardır. Bu örnekler bir meslek grubuna değil, aklınıza ne geliyorsa geçerlidir. Doğru olmak liyakatli olmak yeterli olmuyor. Bu özellikler dizgini elinde tutanlara zarar verir. İstedikleri hedeflere ulaşmada engeldir bunlar. Toplum mu? Toplumun bir önemi yoktur. Bakın topluma, yirmi yıl önceki toplum ile şimdiki aynı mı? Kültür göreceli olarak normalde değişmez. Değişim bir gül gibidir. Sürekli bakarsan Gül'ün büyüdüğünü göremezsin, kültür değişimi ya sabit olmalı ya da gül gibi gözle görülür olmamalı. Ama son yirmi yılda bu hızlı değişimin sebebi ne? Hormon veriyorlar. Herşey yapmacık, doğruyu, dürüstü bu toplum sevmiyor. Nedeni! Kendi dürüst ve doğru olmadığı için. Doğrunun düşmanı çoktur, doğru menfaatlere dokunur, onları deşifre eder. Kim menfaatinden olmak ister ki? Toplum ahlaki olarak çökmüş ya da o yola girmişse durdurmak zordur, çünkü hormonludur, tek çözümü vardır hormonlu kısmı yok etmek.
Hep demokrasi der dururuz ya bunun da ölçüleri vardır. Eğitimsiz bir toplumu demokrasi ile yönetemez siniz, Platon, yaklaşık 2300 yıl önce şöyle demişti: “Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar, demokrasi despotluğa dönüşür.” bu tespit 2300 yıl önce yapılmış ve halen geçerliliğini koruyor. Eğer tam bir demokrasi isteği ile yola çıkacaksan evi çatıdan değil temelden yapmaya başlayacaksın, yani eğitimden. Yanlış anlaşılmasın öğretimden değil. Çünkü nice öğretim görmüş adlarının önünde san ve ünvan olan kişiler var ki dalkavukluk uğruna yapamayacakları, giremeyecekleri kılık yok.
Düşünmek zor iştir. Emek ister, zaman ister, onun için en kolayı sürüyü takip etmektir. Emek yok, zaman derdi yok. Birileri düşünsün, icraate döksün, çalsın, çırpsın, Servet sahibi olsun, sende onun serveti ile caka sat. O be ne güzel hayat, ne güzel dunya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder