İnsan sevgi ölçüsü nedir? Nerede başlar nerede biter bilir mi? Yaşamı bir menfaat olarak benimseyenlerin sevgi anlayışı da , menfaati ile eş değerdir. Menfaati ölçüsünde başlatır, bitince sona erdirir. Yalnız bir mezaret bulması gerekir. On da da zorlanmaz, Sevgi nedir ki? Bugün var olan yarın yok olmasında bir mahsur olarak görülmez.
Hangi parti olduğunun hiç bir önemi yok. A-B hiç farketmez. İnsanların bunlara duyduğu sevgi bir adım ileridedir. Kendini değerli, vazgeçilmez gördüğü tek yer orasıdır. Orada hayat bulur. Aşağılıklaşmayı burada tersine cevirir. Ona bunu ver yeter. Senden atlar,arabalar,daireler istemez. İstediklerini ver sana Sevgi değil, canını bile verir.
Kendi partisi iktidar olsun. Değme onun keyfine. Yolda dikkat edin, yürüyüşü bile değişiktir. Birilerini o koltuklara kendisi oturmuştur. Her şeyden taviz verir ama onu yuceltmekten taviz vermez. O siyasetçi onun için anadır, babadır, kardeştir.
Oraya otutturduğu o kişi istediği kadar yolsuzluk, hırsızlık yapsın, çalsın, çırpsın hiç önemli değil, vardır bir bildiği der geçer. Ona toz kondurmaz, ne yapıyorsa doğru yapıyordur. Bugün yaptığını yarın tersini yapsa, onda da vardır bir bildiği der geçer. Dışardan bakan bunun sebebini bir türlü anlamaz, neden anlamaz? Aynaya bakmadığı için. Aynı ruh hali kendisinde de vardır, fakat bunun farkında değildir.
Bu alışkanlıklar bu insanlara nereden geldi? Bu kısa sürede edinilecek bir davranış biçimi değil. Adam sende ile başladı, bir ben olsam ne olur ile davam etti sonunda alışkanlık hâline geldi, korkarım ileride bel ki kültür bile olabilir.
İnsanın kendini sorguladıktan sonra eleştirmesi elzem bir davranış olması gerekir. En küçük toplum birimi olan aileden başlayalım. Baban, annen, kardeşlerinden birisi siyasetçinin yaptığı çalma, çırpma işini yapsa eleştiriye tabi tutarmısınız? Hemen savunmaya geçer, mazeretler ileri sürer onu o suçlamadan kurtarmaya çalışırız. Demeyiz ki, yapmış olabilir, kötü bir davranış diyen çıkmaz, çıksa da sayısı sonucu değiştirecek kadar fazla olmaz.
Sevgi karmaşası içinde yaşıyoruz. Hangi sevginin nereye konumlandırma ağımızı bilmiyoruz. Menfaat ve yalan olan siyaset sevgimizi anne, baba, kardeş sevgisinden ileri tutuyoruz. Bazen oluyor ki iman ettiğimiz, mutlak inandığımız Allah sevgisinin önüne geçiriyoruz. Bu nereye kadar gider bilmiyorum ama şundan eminim bu sevgi anlayışımız ile uçurumdan aşağı düşmemiz kaçınılmaz olacaktır.
Yirmi beş yıl öncesinde kendini inançlı olarak lanse eden kişilerin ağzından düşürmediği sözler vardı " Din nereye gidiyor, insanlar dini vecibelerini yapmıyor, ya da yaptırılmıyor, dine baskı var gibi" yıllar sonra kendi düşüncelerinde ki kişiler iktidar oldu, din nereye gidiyor! dendi ortada din kalmadı. Dine baskı var dediler dinî yaşamak serbest oldu yalnız yaşayacak dindar kalmadı. Dine baskı var denildi, diyenlerin yaşayışına bakanlar deist, ataist oldu. Başörtüsüne özgürlük dediler, öyle bir ucube başörtülü sınıf türettiler ki, Hangi dine mensup olduğunu karıştırır hale geldik. Neyi eleştirdiler se, onun ile sınandılar. Öyle yaralar açıldı ki, gel de düzeltebilirsen düzelt. Demek ki konuşmak ile yapmak farklı seylermiş. Anladılar mı? Hayır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder