AKILDA KALMAYANLAR

8 Ocak 2025 Çarşamba

SUÇLU KİM?

"- Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.
- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?
- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?
- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?
- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.
- Adalet mi efendim? Hangi adalet?
- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.
- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.
- Bence yok efendim.
- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?
- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- Neden böyle söyledin Sebastian?
- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?
- Sadece gerçekleri efendim.
- Sen delirmiş olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.
- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?
- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum.

Siz tanıyor musunuz?"

~ #CharlesBUKOWSKİ / Pis Moruğun Notları
          Burada suçlu kim? Tanrı mı? Tek oğlunu şehit olması için padişahın emrine veren ailemi, yoksa padişah mı? 
         Tanrı yol göstermiş "akletmezmisin, düşünmez misiniz" demiş ama kul buna uymayıp, sadece padişahın aklı ile hareket etmişse burada Tanrının ne suçu var. 
      Adamın biri vakit namazını kılmak için camiye gider fakat kapı kitlidir. Tam dönmek üzereyken caminin içinden sesler duyar. Bir yolunu bulur kapıyı açar içeri girer, bir de ne görsün caminin imamı ile bir kadın uygunsuz vaziyette. Hocaya döner tüü senin sıfatına der. Hoca hiç istifini bozmaz, adama döner " dur hele işimi bir bitireyim camiye tükürmek nedir hesabını soracağım"der burada suçlu Tanrımıdır? Yoksa hedef şaşırtan hocamı? 
          Allah'a suç atmak yeni değil. Binlerce yıldır devam eden bir olgu. İşin içinden ya da yaptığı günahların, yanlışların içinden çıkamayan, kendini haklı göstermek için kullandığı yoldur Allah'ı suçlamak. 
       İmanı var gibi göstererek, yapılan suçları örtme biçimi alıp başını giderken, aslında giden insanın kendisidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...