Biz aslında Müslüman olmadık, Müslümanlığı bulduk. Olmak ile bulmak ayrı şeylerdir. Olmakta rıza vardır, Bulmakta mecburiyettir. Müslüman bir toplumda doğduğumuz için kendimizi onun içinde bulduk. Rusya'da ya da İsrail'de doğsaydık o toplumun dinine tâbi olacaktık. Belki şu anda İsrail saflarında bir asker olarak Gazzeli çocukları öldürecek, onun ile de gurur duyacaktık. Bulduğun şeyde emek yoktur, harcaması kolaydır. Emek ile elde edilen kıymetlidir. Kaybetmek istenmez. Onun için galiba şanslısın. Bulunan çabuk kaybedilir.
Bazen derler sonradan başka din veya inanmayan biri İslâm a girdiği zaman, dini gerçek kimliği ile yaşar. İslam'ı bulan kişilere ise şüphe ile bakar. Kendisi Müslümanlığı bulamamıştır. Müslüman olmuştur. Bir emek ve çaba ile olduğu şeyin değerinden dolayı onu daha titiz koruma altına alır.
Bulan öyle midir? Zaten ekmeksiz çabasız kucağına konmuştur. Kaybolmasının bir anlamı yoktur onun için. En önemlisi de emek, çaba olmadan bulunan bir alet, makina misali hor kullanır. eskiyen parçalara bakım yapmaz, gittiği yere kadar der. Zaten fazlada gitmez. Kırılır bir tarafa atar.
İşte insanın dönüm noktası buradır, makinanın yenisi yoktur. Bin dört yüz yıl önce Üretim sonlandırılmıştır. Ya ikibin yıl önce üretilen bir makina alacak ya da kenara attığı makinayı tamir edip kullanacak. Diğer bir seçenekte bu işleri bırakacak. Bulmak ile olmanın farkı her şeyi belirler. Tercih insanın. Ya var olursun ya da yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder