AKILDA KALMAYANLAR

26 Nisan 2025 Cumartesi

AKILDA KALMAYANLAR -2-

        Öyle bir toplum düşünün ki, yargılama, sorgulama yapamayan, her şeyi olduğu gibi kabul eden, doğruyu yanlışı gerçek anlamıyla değil, menfaatine göre yorumlayan, sadece kendi Mahallesi'nde ya da evinde Müslüman olan. Mahalle yansa dâhi kendi evine bir şey olmadığı için, seyretmekten başka bir şey yapmayan.  Benzin ile ateşi söndürdümeye çalışan insanların çoğunlukta olduğu bir insan grubu ile hangi başarıya imza atarsınız?
        Geri kalmış toplumların özelliği, kendi başaramadığı, başarmak için emek sarf etmek istemediği bir problemi başkalarından beklemeleridir. Kendi risk almaz, ama kar'a ortak olmak ister. Hangi yaş grubunda olursa olsun hep beklenti içerisindedir. Her hangi bir işin yapılmasında fikir belirtir ama elini taşın altına sokmaz. Hep kendisi vardır, her şey onun etrafında dönüyor zanneder. Bu gibi toplumları yönetmek kolaydır. İstediğin yöne sevk edebilir, istediğini yaptırabilirsin. Uzun vaadeli büyük beklenti içerisinde olmadıkları için her hangi bir maddi şeye de gerek yoktur. Çoğu zaman belli kalıplar içerisinde inandığı manevî duyguları biraz okşa yeter. Senin için yapamayacakları bir şey yoktu.
         Böyle toplumlarda iktidar da kalmakta kolaydır. Sürekli düşman yaratmak, o düşmanın üzerine kitleleri sevk etmek, gerektiğinde kavga ettirmek, iktidar sahibinin yapamadığı, sözleri hareketleri o kitleleri harekete geçirerek yapmak temel prensiptir. Her zamanda işe yarar. Geri kalmış toplumda ki yöneticilerin uzun süre iktidarda kalmalarının tek sebebi, etraflarında fazla düşman olmalarıdır. Olmasa da bir yolunu bulup düşman edinebilirler. Hiç bir kitle elamanı en yakın tanıdığı da olsa, tanıdığına değil liderine inanır. Kitle için düşmanın kim olduğunun bir önemi yoktur. Lider düşmanı belirlemiş ve mücadele edilmesi gerektiğini söylemiştir. Kitle bunu bir emir telâkki eder. Canı pahasına savaşır. Savaşın arkasında mutlaka bir savunma vardır. Ya inanç sebep gösterir ya da milli bir duygudur. Temeline bakarsan mazeret olarak sunduğu bu iki şey kendinde hiç olmamıştır. Lider söyledi ise mutlak doğrudur. Zaman ile lider hedef gösterdiği düşman ile dost olursa o da olur. Ne oldu, ne değişti de dost oldu diye sorgulama yapmaz.
        Turkiyede yıllarca iktidarlar bu düşman yaratma ile iktidarlarını korudular. Bir dönem sağcılara sol, solculara sağ düşman gösterildi. Laik -anti laik ile bir müddet idare ettiler. Sonra PKK çıktı birazda onunla iktidar da kaldılar. Dini kullananlar çıktı. Başörtüsünü kullanarak iktidar oldular. O da bitince Yeni yeni terör örgütleri oluşturdular, kendinden olmayanı, kendi gibi duşünmeyeni vatan haini ilan ederek idare ettiler. 
       Seçimlere muhalefeti PKK ile birlik olmak ile suçlayarak seçimi kazananlar ne olduysa, ne değişti ise "Terörsüz bir Turkiye" slagonu ile kırk yıllık terör örgütü ile masaya oturmaktan geri durmadılar. Geri durmayanların hedefini anlarım da, muhalefet seçmenine PKK dan dolayı vatan haini damgasını vuran seçmenin, kendi liderlerinin bu tavır değiştirmelerine verdikleri olumlu tepkiyi anlamak insanı çıkmaza sokmaktan başka bir duruma sokmuyor. 
       İşte geri kalmış toplumlarda görülen bu davranış biçimi, ülkeyi çıkmaza sokmakta da geri bırakmıyor.
  ++++++++++++++++++++++++++++++
          Bir ülkede iktidar ile muhalefetin söylemleri arasında belirgin bir fark yoksa mutlaka aralarında antlaşma vardır.  İktidarın düşman kabul ettiklerini muhalefet de düşman olarak görüyor ve söylemlerini bu doğrultuda politika oluşturuyorsa muhalefete şüphe ile bakın. CHP, İYİ parti, Zafer partisi v,b olduğu gibi. Bunlar muhalefet değil, sadece seçmenlerin gerçek muhalefet partisine gitmemesi için kullanılan aparatdan başka bir şey değil. 
+++++++++++++++++++++++++++++++
       DEM denen bir parti var. Politikalarının tam olarak neyi amaçladığı belli olmayan. Türkiye partisiyiz deselerde belli bir grubu temsil ediyorlarmış izlenimi veriyor. O izlenimi verdikleri kesim bugüne kadar devlet yönetmemiş ya da bir devlet yönetme geleneğine sahip olmayan kesim. Devlet sadece kanunlarla yönetilmez bazen gelenekler devreye girer. Kadim devletlerin hepsi böyledir. Türkler, İranlılar, Çinliler de olduğu gibi. Devletleri yıkılsa dahi hemen bir devlet kurma kabiliyetleri vardır. 
        DEM parti belediyelerine kayyum atanıyor. Kendileri yapılanın kanunsuz ve haksız olduğunu söyleseler de, sanki memnun gibi bir izlenim veriyorlar. Adaylarını mahkemenin terör suçundan karar aşamasında olanları göstermeleri sonunu tahmin ediyor olamamaları düşünülemez. Peki niye yapıyor. Kendi kitlesine ideoloji dışında başka bir şey vaad edememeleri, etseler dâhi mümkün olmayan vaadlerin inandırıcılığı olmaması. Mağdurluk dışında kendi seçmen kitlesini konsolide edememede ki başarısızlıktan ileri geliyor. Seçmen kitlesi bunun farkında ve bilerek ve isteyerek ideolojileşiyor. Sonuç olarak karşılıklı dayanışma.

22 Nisan 2025 Salı

AKILDA KALMAYANLAR -1-

      Görebilen bir insanı alın ve kafasına bir kutu geçirin, göremesin. Bu insanı sadece dışarıdan seslenerek yönlendirin. Yaşamın ne kadar kısıtlandığını göreceksiniz. Bu insanı bir uçurum kenaruna getirip atabilirsiniz de. Önemli olan güvendir. Güvendir ve yok et. Sana guvenen insanın ne ve kim olduğunun hiç bir önemi yok. Hırsız, dolandırıcı, zalim, sayabildiğiniz bütün kötülükler o insanda toplanmış olsun. Önemli olan sizin o insana bakış açınız. Başkalarına yapılan kötülükleri siz göremezsiniz, o görmeyen insana ne anlatırsanız anlatın, delil sunun size değil ona inanır. 
-----------------------------------------------------------
        İnsanlarımızın ön yargı ile yaklaştıkları Davos denen bir yer var. Her yıl dünyada kendi alanında uzmanlaşmış, yeni fikirler üreten, insanlık yararına teknoloji sunan firma ya da insanlar davet edilir, projeler sunum şeklinde kamuoyuna duyrulur. Bazı ülkeler Davos'a ideolojik bakar, haklı da olabilir. Ama bu bakış açısı gerçekleri değiştiremez. Küresel bir dünya da, olup bitenlerden bi haber yaşamak hiç kimseye bir şey kazandırmaz, bilâkis çok şey kaybettirir.
         Davos ideolojik olabilir, olaylara da aynı şekilde yaklaşım tarzı belirleyebilir, ama sadece bir liderler zirvesi değildir. Teknoloji, ekonomi, sosyal ve siyasal yapılar ve insanlığın geleceği ile ilgili her türlü bilgi orada sunulur. Yapılması gerekenler ve çözüm yolları tartışılır. Elinde her hangi bir argüman olmayan kişi ve devletlerin orada alacağı çok şey vardır. İçine kapanarak kendine mahsus Uluslararası bir sorunu çözme çabası sadece hüsran ile sonuçlandığını gördükten sonra, geriye dönüş olmayan yolun neleri kaybettirdiğini anlaması hiç bir şeyi geri getirmeyecektir. 
        Dünya Yapay zeka denen olağanüstü bir teknoloji ile yoluna devam ederken kısır döngüler içinde, suni gündemler ile meşgul olmak ve halkıda bunun ile meşgul etmek, toplumu ileri teknolojiler karşısında köle etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Şahsi emeller, şahsi güvenlik kaygısı ile gündem oluşturarak halkı bunun ile meşgul etmek topluma hiç bir şey kazandırmadığını, toplum köle olduktan sonra anlayacak. Sonu uçurum ile biten hiç bir gelecek toplumu ileri taşıyamayacağı gibi, özlenen, hayal edilen bir devlet olma olasılığını da ortadan kaldıracaktır. 
        İnsanların hayallerini çalarak bir şeyler yapıyorum havasında olanlar her tarafımızı kuşattı. Kuşatılmış bir hayat içerisinde git-geller ile yaşamaya çalışan bir halk oluşturuldu. Halk kuşatmanın farkında mı? Bilemem ama bildiğim bir şey var ki, bu hal kısa sürmeyecek bir den fazla nesli başkalarına köle edecek. Halkı bu hale sokanların sonu ne olur derseniz? Arkalarında bir enkaz bırakarak hiç olup gidecek. 
--------------------------------------------------------
        Eski siyasetciler Necmettin Erbakan'ın bir sözü vardı "Atatürk yaşasaydı Refah partili olurdu" önceleri bu sözün anlamını çözemedim ama, haklıymış "Atatürk yaşasaydı kendinden mükemmel bir siyasi İslamcı olurdu." Bugün kendini Siyasal İslamcı olarak görenler Atatürk 'e tepkili olsa da aslında fikir babaları Atatürk 'tür. Atatürk 'ün Samsun'a çıkışı ile başlayan sürece bakın. Ağzından Halifeyi ve İslam 'ı hiç düşürmez. Sanırsın ki bir İslam alimi. Hindistan'dan daki Müslümanlardan yardım isterken hadis ve Kur'an ayetlerini ağzından düşürmez. Ama daha sonra ne oldu ise, İslâm bir kenara atıldı, pozitif ilimlerden bahsetmeye başladı. Kısacası dini çok iyi kullandı, kullanmanın ötesinde halkı da buna inandırdı. Şimdi aynı şeyleri yaşamıyormuyuz. Her parti başkanı sanırsın İslam âlimi. Ama yaşantısına bakın Abu Cehil den farkı yok. Galiba yine kandırılıyoruz. Ortada bir suçlu bulmamız gerekir. Kendimizi suçlasak? Olmaz çünkü biz de alimiz. Yaşantı mı? Şimdilik ona bakan yok. Alimin çok olduğu yerde suçlu da yoktur.
        

11 Nisan 2025 Cuma

RABBİN KİM?

     İnsan mutlak son, ölümlü olduğunu bildiği halde neden hiç ölmeyecekmiş gibi hareket eder bilinmez ama ortada bir gerçeklik vardır ki, gücü eline alan herkes ölümsüz bir tanrı hevesine kapılır. Gücü arttıkça tanrılık inancı da parelel olarak pekişir. Nemrut buna örnektir. Hz İbrahim "Benim rabbim öldürür ve diriltir" deyince Nemrut da "Bende öldürür ve diriltirim" demiştir. Hz İbrahim "Benim rabbim güneşi doğudan doğurur, batıdan batırır" deyince Nemrut söyleyecek söz bulamayıp Hz İbrahim'i düşman olarak görmüş, ilan etmiştir. Çünkü Hz İbrahim Nemrut'un bir tanrı olmadığını ispat etmiştir. Kendini tanrının yerine koyanların ortak özelliği sadece kendine karşı fikirler üretenler değil, fikirlerini ispat etmeleridir. Gücü elinde bulundurup kendini vazgeçilmez sananlar tanrılık yolunda engel olan her şeyi ne pahasına olursa olsun kaldırmak düsturunu ilke edinir, bu yolla masum insanların canını almadan geri durmazlar. Hz Musa olayında sadece bir müneccimin Firevuna " Senin saltanatını yıkacak olan, Yahudi kavimden gelen bir erkek olacak" demesi Firavun'un bütün erkek çocuklarının öldürülmesi emri vermesi zalimliğin boyutunun bir üst sınırının olmadığının göstergesidir. 
       Demirci Efeye sormuşlar "Halka niye zulmediyorsun" oda demiş ki "Yönetmek ya ilimle olur, ya da zulümle. Bende ilim yok,  ben de zulümle yönetiyorum"  Zulüm ile idare edilen hiç bir halk iflah olmamıştır. 
      Ölü at hikâyesi var. Üzerine binilen at ölürse inilir, hedefe başka bir at ile devam edilir. Ölü at ile menzile ulaşma çabaları, zaman kaybı dışında, olmayacak şeye amin demektir. Ölü atın kalkması için ne kadar uğraşsan, kırbaçlasanda nafile, Rab değilsin ki ölüleri diriltesin. İnsan  burada yanılgıya düşüyor. Kendilerine hemen bir Rab edinme çabası toplumu yiyip bitiriyor. Kendileri helak olduğu gibi, sessiz kalanlar, masumlar da peşlerinden gidiyor. 
        Bir Arap aliminin bir görüşü var. Diyor ki: " Hz Nuh'a melekler gelip, hakkını helak edeceğiz" dediklerinde, halkından on bin kişinin o gece Teheccüd namazında olduğunu iddia ediyor. Soruyorlar " onlar neden helak edildi. "Yapılan yanlışa sesini çıkarmadığı için " diyor. meleklerde demiyor mu? " Biz orada gerçekten inanan üç beş kişiden başka kimseyi bulamadık " demek ki sadece inanmak, ibadet yetmiyor. Yanlış iş yapanın karşısında da olmak gerek. Dil ile hareket ile hiç bir şey yapamıyorsa kalbin ile buğz ederek. Ama şu bir gerçektir Buğz imanın zayıf halidir.
        Teknoloji ilerledikçe gerçekleri görme artması gerekirken, bazı toplumlarda zayıflama oluyor. Gerçeklerden teknoloji nedeniyle uzaklaşıyor. Teknolojiyi iyi kullananlar Manipülasyon tekniği ile toplumu gerçeklerden uzaklaştırmasını çok iyi yapıyor. Her şey olup bittikten sonra gerçekler gün yüzüne çıksa da hiç kimseye bir faydası olmuyor. Toplumumuzun kötü bir alışkanlığı var "Adam sende" sözü, hayatları alt üst ediyor. 
       Önderler, liderler, pastanın büyük sahipleridir. Aldıkları payları hak etmişlerse ne ala, diğer türlü vah hallerine. Kim kurtarır onları bilemem ama bildiğim bir şey vardır ki, hesaplar kolay olmayacak. Ateş onları çağırıyor olsa gerek. Kimsenin birbirine faydası olmadığı o günde, Vah mı edeceğiz, oh mu edeceğiz Hani diyor ya kitap 
Ahzap- 67: “Rabbimiz biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi doğru yoldan saptırdılar.” 68: “Rabbimiz onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden mahrum et!” diyeceklerdir.
69- Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri şey den temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.
        Yüz yirmi dört bin peygamberin ıslah edemediği bir dünyada Kim kimi kurtaracak? 
        

6 Nisan 2025 Pazar

DİN KİMİN?

         Din kimindir? Bazı insanlar sahiplense de, özellikle ortaçağ Avrupasında dinin sahibinin kilise olduğu soylense de bu koca bir yalandır. bütün dinlerin sahibi Allah'tır.  İnsan sadece talip pozisyonundadır. Bu bütün insanlığı da kapsamaz, sadece istekli olanlar için geçerlidir. İstek bilinçli bir davranış biçimidir, bu davranış aldatma üzerine kurularak talip olunursa Karl Marx ın dediği gibi, insan eline geçen din değişime uğrar afyon haline gelir. Onun için Allah peygamberler aracılığı ile indirdiği dini kendi tekeline almıştır. İnsanın sahip olduğu din yokmudur? Elbette vardır, Romanın meşhur tanrıları Zeus, apollo Afrodit, üzerinden insan eliyle üretilen tanrı motifleri. İlginç olan yüzyıllarca insanları bunun ile aldatmış, afyonlamışlardır. 
        Bir de Allah'ın dinini tekeline alanlar var. Bunlar daha yenilikçi, çağın şartlarına göre elindeki malzemeyi eğip bükmekte bir sakınca görmeyen tipler. Ayetleri konumuna, menfaatine göre yorumlayıp çıkar peşinde koşanlar. İslami kisve ile Çıkıyor birisi "Vakıa süresini okuyanın çalışmasına gerek yok, hiç bir iş yapma ayeti oku yat" Allah dualara cevap verir bu ayet ile sabittir. İnsan Allah'ım bana akıl ver, Allah'ım bana bol kazanç ver, Allah'ım bana mutluluk ver, Allah'ım bize zafer ver, Allah'ım düşmanlarımızı perişan et, onları kanlarında boğ vb dualar edilir. Bu dualara Allah elbette karşılık verir yalnız, istekleri kendi yerine getirmez, sebepler verir, kapılar açar, veya kişiler kullanır. Sebepleri kul kendi marifeti olduğunu düşünebilir, işte orada isteklerin cevap verilmediği durumlar ortaya çıkar. Hani Karun bu zenginlik benim başarımdır dediğinde, servetinin bir gecede yerin altına geçirildiği gibi insanda bencil düşünceler sonucu yerin dibine geçirilir. Herkesin çalıştığı kendine ve herkes çalıştığının karşılığını alır. Vakıa suresini okuyup da yan gelip yatmak ile bir şey elde edemez. Sure sadece insana kapı açar. O kapıdan girip girmeme o insanın iradesine bağlıdır.
    Fatır 4 Ey insanlar, Allâh'ın va'di gerçektir; sakın dünyâ hayâtı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allâh ile aldatmasın. Emri alan, emri kimin verdiğine baksın. İnsanın ürettiği fikrin mutlak doğruluğu yoktur. Fikir bir matematik işlemi değil ki, mutlak doğru kabul edilsin. Öğüt verenin hayatına bak, Hz Ebubekir in cömertliği den bahsedip, kendi kral hayatı yaşıyorsa, Hz Ömer'in adaletinden bahsedip, kendi adaletsiz davranıp zulmü alışkanlık haline getirmisse uzak dur ondan. Kendimi egitemeyen, başkasını egitemez.

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...