Öyle bir toplum düşünün ki, yargılama, sorgulama yapamayan, her şeyi olduğu gibi kabul eden, doğruyu yanlışı gerçek anlamıyla değil, menfaatine göre yorumlayan, sadece kendi Mahallesi'nde ya da evinde Müslüman olan. Mahalle yansa dâhi kendi evine bir şey olmadığı için, seyretmekten başka bir şey yapmayan. Benzin ile ateşi söndürdümeye çalışan insanların çoğunlukta olduğu bir insan grubu ile hangi başarıya imza atarsınız?
Geri kalmış toplumların özelliği, kendi başaramadığı, başarmak için emek sarf etmek istemediği bir problemi başkalarından beklemeleridir. Kendi risk almaz, ama kar'a ortak olmak ister. Hangi yaş grubunda olursa olsun hep beklenti içerisindedir. Her hangi bir işin yapılmasında fikir belirtir ama elini taşın altına sokmaz. Hep kendisi vardır, her şey onun etrafında dönüyor zanneder. Bu gibi toplumları yönetmek kolaydır. İstediğin yöne sevk edebilir, istediğini yaptırabilirsin. Uzun vaadeli büyük beklenti içerisinde olmadıkları için her hangi bir maddi şeye de gerek yoktur. Çoğu zaman belli kalıplar içerisinde inandığı manevî duyguları biraz okşa yeter. Senin için yapamayacakları bir şey yoktu.
Böyle toplumlarda iktidar da kalmakta kolaydır. Sürekli düşman yaratmak, o düşmanın üzerine kitleleri sevk etmek, gerektiğinde kavga ettirmek, iktidar sahibinin yapamadığı, sözleri hareketleri o kitleleri harekete geçirerek yapmak temel prensiptir. Her zamanda işe yarar. Geri kalmış toplumda ki yöneticilerin uzun süre iktidarda kalmalarının tek sebebi, etraflarında fazla düşman olmalarıdır. Olmasa da bir yolunu bulup düşman edinebilirler. Hiç bir kitle elamanı en yakın tanıdığı da olsa, tanıdığına değil liderine inanır. Kitle için düşmanın kim olduğunun bir önemi yoktur. Lider düşmanı belirlemiş ve mücadele edilmesi gerektiğini söylemiştir. Kitle bunu bir emir telâkki eder. Canı pahasına savaşır. Savaşın arkasında mutlaka bir savunma vardır. Ya inanç sebep gösterir ya da milli bir duygudur. Temeline bakarsan mazeret olarak sunduğu bu iki şey kendinde hiç olmamıştır. Lider söyledi ise mutlak doğrudur. Zaman ile lider hedef gösterdiği düşman ile dost olursa o da olur. Ne oldu, ne değişti de dost oldu diye sorgulama yapmaz.
Turkiyede yıllarca iktidarlar bu düşman yaratma ile iktidarlarını korudular. Bir dönem sağcılara sol, solculara sağ düşman gösterildi. Laik -anti laik ile bir müddet idare ettiler. Sonra PKK çıktı birazda onunla iktidar da kaldılar. Dini kullananlar çıktı. Başörtüsünü kullanarak iktidar oldular. O da bitince Yeni yeni terör örgütleri oluşturdular, kendinden olmayanı, kendi gibi duşünmeyeni vatan haini ilan ederek idare ettiler.
Seçimlere muhalefeti PKK ile birlik olmak ile suçlayarak seçimi kazananlar ne olduysa, ne değişti ise "Terörsüz bir Turkiye" slagonu ile kırk yıllık terör örgütü ile masaya oturmaktan geri durmadılar. Geri durmayanların hedefini anlarım da, muhalefet seçmenine PKK dan dolayı vatan haini damgasını vuran seçmenin, kendi liderlerinin bu tavır değiştirmelerine verdikleri olumlu tepkiyi anlamak insanı çıkmaza sokmaktan başka bir duruma sokmuyor.
İşte geri kalmış toplumlarda görülen bu davranış biçimi, ülkeyi çıkmaza sokmakta da geri bırakmıyor.
++++++++++++++++++++++++++++++
Bir ülkede iktidar ile muhalefetin söylemleri arasında belirgin bir fark yoksa mutlaka aralarında antlaşma vardır. İktidarın düşman kabul ettiklerini muhalefet de düşman olarak görüyor ve söylemlerini bu doğrultuda politika oluşturuyorsa muhalefete şüphe ile bakın. CHP, İYİ parti, Zafer partisi v,b olduğu gibi. Bunlar muhalefet değil, sadece seçmenlerin gerçek muhalefet partisine gitmemesi için kullanılan aparatdan başka bir şey değil.
+++++++++++++++++++++++++++++++
DEM denen bir parti var. Politikalarının tam olarak neyi amaçladığı belli olmayan. Türkiye partisiyiz deselerde belli bir grubu temsil ediyorlarmış izlenimi veriyor. O izlenimi verdikleri kesim bugüne kadar devlet yönetmemiş ya da bir devlet yönetme geleneğine sahip olmayan kesim. Devlet sadece kanunlarla yönetilmez bazen gelenekler devreye girer. Kadim devletlerin hepsi böyledir. Türkler, İranlılar, Çinliler de olduğu gibi. Devletleri yıkılsa dahi hemen bir devlet kurma kabiliyetleri vardır.
DEM parti belediyelerine kayyum atanıyor. Kendileri yapılanın kanunsuz ve haksız olduğunu söyleseler de, sanki memnun gibi bir izlenim veriyorlar. Adaylarını mahkemenin terör suçundan karar aşamasında olanları göstermeleri sonunu tahmin ediyor olamamaları düşünülemez. Peki niye yapıyor. Kendi kitlesine ideoloji dışında başka bir şey vaad edememeleri, etseler dâhi mümkün olmayan vaadlerin inandırıcılığı olmaması. Mağdurluk dışında kendi seçmen kitlesini konsolide edememede ki başarısızlıktan ileri geliyor. Seçmen kitlesi bunun farkında ve bilerek ve isteyerek ideolojileşiyor. Sonuç olarak karşılıklı dayanışma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder