Eski Mısır'da bir inanış vardır. Ölen kişi cennetin kapısına geldiğinde iki soru sorarlarmış
1-Ömrü hayatında hiç mutlu oldunmu, mutluluğu yakaladın mı?
2-Başkasına uzun sürecek hiç mutlu ettin mi?
Pagan bir inanış ta insanın mutluluğuna bu kadar değer verilirken, ilahi bir dine inandığını söyleyen insanlar neden birbirlerinin mutluluklarını çok görürler.
Pagan dinlerinde aslında benlik vardır, pagan olarak bildiğimiz bir çok davranışın altında ilahi bir davranış biçimi vardır. Din zamanla ehil olmayanların eline teslim edilince öyle hale geliyor ki, ilahi olanlar pagana, pagan olanlar ilahiye geçiş yapıyor. Ne için? Dünyalık menfaatler için. Ben hep ön planda olayım, herşeyi ben bilirim, benim her şeye gucüm yetmesi gerekiyor, herkes bana muhtaç olsun gibi beşeri istekler bir zaman geliyor ki önder kendini tağut, ona sorgusuz insanlarda kendini kul olarak görmeye başlıyor.
Benlik duygusunu besiye çekip semirtirken, tavazuyu neden aç bırakıp zayıflatırız. İlginç olan hangisini besleyip hangisini aç bıraktığımızın bilincinde de degilizdir. Çünkü düşünmez, akletmeyiz. İyileri kötü, kötüleri iyi biliriz. Bizdeki davranış ayna misali yansımasıdır. Akis değildir. Aynaya yazı tutun, yazı ters okunur, bizde yazı misali her şeyi ters anlarız, hayata ayna gibi bakarız.
-------------------------------------------------------------
2. Dünya Savaşı'nda Hitler'in Yahudi soykırımını uzerinden seksen yıl geçmesine rağmen halen canlı tutan bir evrensel kamuoyu var. Dünyanın en kötü insanı Hitler olarak bilinir, hâlbuki Belçika kralı yirmi milyon Afrikalıyı katl eder adı bile okunmaz. Tarih böyle bir şey. Nereden tutarsan elinde kalıyor. İsrail'in Gazze'ye yaptıklarından sonra soykırım lafları havada kalmış gibi olsa da yüzyıl sonra bunlar anılmaz, yine Yahudiler'in soykırıma uğramaları herkesin önüne serilir. Tarihî yazan kendini aşağılar mı? Gazze mi? Diğer katliamlar gibi unutulur gider.
Soykırım ile ilgili yazılan anı ve romanlar yine kaldığı yerden okunmaya devam eder, yenileri eklenir. Ne de olsa kendini savunacak bir karşı taraf yoktur. Ne yazarsan mutlak doğrudur.
Katliamın, soykırımın dini, milliyeti var olan bir dunyada hayatta kalmak tesadüf değil de nedir.
------------------------------------------------------------
Bazen duyarız sabah geç kalkanları için söylenir "Rızıklar sabahın erken vaktinde taksim edilir" diye. Rızık nedir? Allah'ın yarattığı canlıya sunduğu bir lütuf. Nasıl ki bir lokma ekmek rızıksa, uykuda bir rızıktır. Kimi rızıklar değerli kimi rızıklar değersiz diye bir ayrım yapılmaz. Her canlının rızık ihtiyacı farklıdır. Bazı hayvanlar gece rızık peşine düşer. Bazıları gündüz. Diyebilir miyiz gece rızık peşinde koşan canlının rızkı olmaz diye.
Uykunun hayırlı olduğu yerlerde vardır. Hani anlatılır ya Emeviler doneminde zalim bir Emir varmış, bir gün bir alimi yanına çağırır ve sorar "Söyle bakalım uykumu daha hayırlıdır yoksa uyanık olmak mı" alim cevap verir "Ehil, düzgün insanın uyanık olması daha iyidir yalnız senin uykuda olman daha hayırlıdır" Emir sorar " Neden öyle dedin" Alim " Sen uykuda olursan halk daha az zulüm görür" işte kimin ne olduğunu bilmediğimiz bir dönemden geçiyorsak, zalimin uyuması daha hayırlı olmaz mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder