Toplumu dizayn etmek, insanların emeğini sömürmek için her kılığa giren işveren insanlar vardır. Kendi açılarından insanlara iş vererek karınlarını doyurduğunu iddia ederek, çalışana sürekli dem vurur. Bu sınıfsal bir harekettir. Şöyle ki işçi iken sömürülen şahıs, işveren olunca sömürmeye başlar.
İşverenin Çalışanı motive etmek, işine daha sadık ve dikkatini vermesi için meşhur bir sözü vardır. İstisnasız hepsi kullanır bu sözü "Biz bir aileyiz" koca bir yalandan başka bir söz değildir. İnsanları kolay yoldan sömürme taktiğidir. İşveren açısından bir aile gibi gözükse de, çalışan açısından emek sömürüsüdür.
Aile olmanın şartları vardır. Ortak çalışma ve ortak adaletli bölüşüm. Ortada bir adalet vardır. Hangi işyerinde ortak çalışma varken ortak bölúşme vardır. Kar yüz ise doksan dokuzu işverenin biri çalışanın. Kurt bile yapmaz bu taksimi. Ama işveren bir aile olma kandırmacasıyla sömürmek ten ne yazık ki geri durmaz. Kâr'ı taksim yaparken yüz bana bir sana. Ne güzel aile değil mi?
--------------------------------------------------------------
“Susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek bir kuyunun etrafında dolaşıp duruyordu. İsrailoğullarından fâhişe bir kadın onu gördü; hemen çizmesini çıkardı ve onunla köpek için kuyudan su çekerek onu suladı. Bu yüzden o kadın bağışlandı.” (Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Selâm 155)
Sürekli İslam'ın beş şartı olan namaz, oruç, hac dan bahsedilir. İbadetleri küçümsemek babında değilim ama Ahlâk, vicdan yokken yapsan ne olur yapmasan ne olur. "Onun yeri ayrı, onun yeri ayrı" diye söylenen bir söz yıllarca dile peltek oldu. Bu söz ibadeti yüceltmek adına değil, yerin dibine batırma propagandasından öteye gitmez ve İslam'a bu sözden daha büyük zarar veren bir şey yoktur. Şahıs ahlaksız ama namaz kılıyor, hırsız ama kul hakkı yiyiyor, zalim ama hacca gidiyor. Bu ibadetleri yapan açısından onun yeri ayrı onun yeri ayrı olarak gözükse de dışardan bakınca hiç de ayrı değil. Ahlaksız namaz kılana, hırsız kul hakkı yiyene, zalim hacca gidene kim güvenir. Daha önemlisi İslam'ı bu şekilde tanıtmak, "din budur" imajı toplum tarafından nasıl algılanır. Din açısından hem büyük tehlike olan "yol açma, yeni kıstaslar oluşturma" dinî dejenere etmez mi? Muslumanlara oynananan en büyük, masum gibi görünen bu savunma aracı dinî başkalaştırmaz, mı? Dilimize nereden geldiği belli olmayan bu söz hiç de masum değil. Kur'an-ı Kerim'in bir kelimesini inkâr etmek nasıl şirk se bu sözün de bundan bir farkı yok. Din bir bütündür yarısını alıp yarısını almamama gibi bir durum olamaz. Fahişe bir kadına bir iyiliginden dolayı merhamet eden Allah inanmış ve hak, hukuk, adaleti gözetene neler yapmaz.
Bir daha düşünmek lazım " Ben dinin neresindeyim" diye
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder