Tolera etmek: hoş olmayan bir davranışa müsamaha göstermek, onu yok saymak, hoş görmek anlamı içerir. Hayatımızın her alanında bir takım yanlışlar görürüz ama bizi ilgilendirmediğine kanaat getirerek görmezden gelir, geçip gideriz. "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyimine istinaden. O yılanın bir gün bizi de ısıracağını o an düşünmeyiz. Anlık yaşayan insanız.
Dini yönden de bu tür tolere hareketlerim olur. Hak yeriz, kul hakkına riayet etmeyiz ama İslam'ın beş şartından olan namaz, oruç gibi ibadetleri yaptığımız için yanlış olan hareketleri başka bir ibadetle kapatmaya çalışırız. Aklımızda hep şu vardır "onun yeri aynı, onun yeri ayrı" bu söz aslında şirktir ve insanı mazallah dinden çıkarır. Çünkü ortada bir inkar var, bilerek yapılan yasaklanmış bir hareket var.
Günlük yaşantılarımızda da görülür bu tolere etme mevzusu. Bir iktidar sahibi, bir belediye başkanı büyük işler yapar, yanında da o yapılan işleri yapandan komisyon adı altında rüşvet alır. Bu herkes tarafından biliniyor da olabilir, bu önemli değildir, önemli olan yapılan o iştir. Meşhur da bir savunmamız vardır "Çalıyor ama çalışıyor" o çalınan para bu sözü söyleyenindir de buna pek aldırmaz. Cebinden yüz lira çalınsan kıyametleri koparır ama verdiği vergilerden milyarlar çalınır buna sesini çıkarmaz.
On kişi bir araya gelsek bir iş yapmak için hepimiz yüzer lira para koysak, bu paranın yönetimini de bir kişiye versek o kişinin harcamalarının hesabını İnce detayına kadar sorgularız; bir de o kişi bir anda zenginleşmişse o adama etmediğimizi bırakmayız ama diğer tarafdan seçtiğimiz kişiler aynısını yapar ses çıkarmayı geçtim birde methiyeler düzeriz. Sonra da hiç bir şey olmamış, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi "Memleket niye böyle" diyerek dert yanarız. Hiç bir zaman sorumluluk almaz, üzerimize toz kondurmayız. Bu durum normal bir insan davranış biçimi olmasa da bu normal olmayan davranış biçimini tekrar edip dururuz.
Benim param ile bizim paramızın aynı şey olduğunun idrakine daha varamadık, varacağımızda ufukta gözükmüyor. Halbuki benim param sadece bana hizmet eder ama bizim paramız hepimize hizmet eder. Ben ile biz arasında ki farkı, toplum açısındanki yarar farkını anlamamışsak, sadece kendimizi geliştirir, kendimize yatırım yaparız. Halbuki toplum gelismedikçe kişinin gelişmiş olmasının kültüre hiç bir faydası olmaz.
Nasıl ki insan tek başına değil topluluk halinde yaşama kültürü oluşturmuş onun için benlikten sıyrılıp bizliği öne çıkarması en doğru olan olması gerekmez mi? Allah tek ve ebedidir kitabında peygamberine hitap ederken " ben" değil, hep " biz" lafsını kullanmıştır.
Kötülüğün karşılığı iyilik olması gerekirken daha büyük başka bir kötülükle onu tolera edemeyiz. Bu insanı diktatöryan yapar. İnsanlık ne çekmisse bundan çekmiştir, halen de devam etmektedir.
Din bir bütündür, vicdan, merhamet de öyle. İnsan kendini nereye konumlandıracağının bir önemi yoktur. İster din, ister vicdan isterse vicdan. Bunlar bir bütünü temsil eder. Yarı din, yarı merhamet, yarı vicdan diye bir şey olamaz. Yapılan bir kötülüğün toleresi olmaz. Ben bir insanı öldürdüm, karşılığında bir çeşme yaptırdım, o bunu yok eder davranışı sağlıklı değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder