AKILDA KALMAYANLAR

2 Şubat 2026 Pazartesi

DELİLER -23-

      ABD Venezüella ya neden çöktü? Antarktika yı niye istiyor? Binlerce yıllık tarihe bakarsanız güçlülerin yaptığı olağan davranış biçimidir. Romanın Mısır'da ne işi vardı, İskender Hindistan'da ne arıyordu, Cengiz han Bağdat'a niye geldi, Osmanlı Viyana'da ne arıyordu bunun gibi örnekler bitmez. Dünün insanları da bizim gibi eleştiri yapıyordu fakat yine de bu yapılanlara engel olamıyordu. Güçlüler her zaman haklıdır, özellikle haksız olduğu durumlarda. Kurt kuzu hikayesi. Eleştiri yapanlar önce aynaya baksın, gerçek orada. 
--------------------------------------------------------------------
       Öldükten sonra karşılaşacağımız ilk yer sırat köprüsü. Kıldan ince, kılıçtan Keskin, kimine İnce uzun, kimine geniş ve kısa köprü olarak anlatılır. Gerçekten böyle midir? Anlatılan sırat köprüsü ya bu dünyada ise. Vicdan, ahlâk bir sırat değil midir? Herşeyi belirleyen bunlar değil mi? Kimini mazlum kimini zalim yapan bu kavramlar öbür tarafta mı? Yoksa burda mı var? Vicdanını, ahlakını kaybedenler için bir köprü kurulur mu acaba? --------------------------------------------------------------------
      Sağcı,  komünizm tehlikesi olaraktan gördüğü solcu ile, solcuda emperyalizm tehlikesi olarak gördüğü sağcıya  düşmanlık güder. Zamanla düşmanlık çatışmaya dönüşür. Çatışma başladığından itibaren düşmanlığın sebebi bir kenara atılır. Her ikiside aynı amaçda birleşerek çatışır. Her ikisine de sorsan: çatışmanın sebebi nedir? diye, her ikisiside gerçek çatışma amacını söylemezler. Çatışma oradan uzaklaştırır. Hedefte zaten budur. Bunları çatıştıran hedef olmak ister mi? Bütün ülkelerdeki  düşmanlıkların, çatışmaların sebebi ile sonucu hiç birbirini tutmaz. 
--------------------------------------------------------------------
      “Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.  (Nisâ 4/58)
         Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder. (Nahl, 16/90)
       “Anne-babaya ihsanı emretti.” (İsrâ 17/23)
          Emir sadece, "kesinlik, mutlak" bildirilerek bu ayetlerde geçiyor. Bunlar İslam'ın şartları arasında niye yok? Emevi Müslümanlığından uzak durun derken bunu kastediyorlar. Bu ayetler adaletli olmayan hiç bir yöneticinin işine gelmez 
--------------------------------------------------------------------
        " İnsan en çok sevmediklerinin sözlerini unuturmuş" Allah'ı çok seviyorsak sözlerini niye unutuyoruz. Unutmuyorsak sözümüzde niye durmuyoruz. Bizler Galu Belada (Sonsuzluk aleminde) Allah bize rabbin kim dediğinde "Sensin" demedik mi. Ona dünyaya gönderileceğimiz taktirde Emir ve yasaklarına uyacağımıza söz vermedik mi? Şöyle bir bakın sözünde duran kaç kişi var. Bir defa aldatan bir daha aldatır. Bugün beni satan yarın seni de satar. İnsanlar pazarcı olmuş eline ne geçerse satılığa çıkarıyor. 
--------------------------------------------------------------------
     En düşük emekli aylıkları ile ilgili her tarafta bir propaganda var. Bu iyi niyet ile yapılmıyor. Emeklileri bölme parçalama politikası gibi geliyor. Hükümetin bir kanadı verilsin, diğer taraf vermeye pek sıcak değil. Sorun tüm emekliler değilde sadece en düşük emekli aylıkları dillendilmesinde iyi niyet yok gibi. Samimi olanlar meclise gelen emekli aylıklarının arttırılması kanun teklifine evet der. Samimiyeti gün gelince göreceğiz. Dağ yine fare doğurmaz inşallah. 
--------------------------------------------------------------------
        Cinayet işlemek sıradanlaştı. Yan baktı öldür, hırsızlık ona keza. Suç oranları arttı. Zarar gören ben, affeden sen. Suç işleyen biliyor cezanın, cezalandırma olmadığını. Kader mahkûmu. Uyuşturucu sat, hırsızlık yap, tecavüz et, dolandırıcılık yap yakalan, ceza al, sonra dön kader mahkûmu. Kaderin mahkûmu mu olur. Kader cezalandırma aracımıdır? Kader sana doğru yolu gösterir, sen yanlış tercih yapmışsa, kaderin suçu ne? Bütün bunların sorumlusunu dışarda arama, sorumlu yine sensin. İnsan bir suçun hem mağduru hem suçlusu olur mu? Olur. 
--------------------------------------------------------------------
      İnsanları bilinmeyeni çok uzaklarda, ulaşılamayacak kaf dağının arkasında arar. Halbuki aradığı şey hemen yanıbaşındadır. Peki bu uzaklarda arama merakı nereden geliyor? Yine kendisinde. Aradığı şeyi bulmak istemiyor. Bulacağı şey, nefse ağır geliyor. Bir ömür aramakla geçiriyor. Kendinden sonra gelen nesiller, kalınan yerden değil, baştan başlıyor. Aramak, o yolda ömür tüketmek vicdanını rahatlatıyor, kendini sorumluluktan kurtardığına inandırıyor. Sonrada kurtuldum diyor. Bilmiyor ki kaybolup gitti 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...