Dua ederken dikkat etmek lazım. Kaldıramayacağın şeyi isteme. Bana para ver derken, o para vermez, yol açar. En önemlisi de İsteğiniz çok olabilirde verilecek belki sınırlıdır. "Allah'ım bana mal mülk ver" demeyin. Olur ya mal 'ı verir, mülkü vermez. Mal ile başbaşa kalırsınız. Ondan sonra uğraş dur.
------------------------------------------------------------------
"Halkımız mazlumu sever" külliyen yalan. İşine geldiğini sever. İyi Fakiri seven çok nadirdir, ama kötü de oldarbesa zengini herkes sever. Geçmişe bakın. Halkın çoğunluğu ile seçilen Adnan Menderes'in olup Yassı adaya götürülüp, hapsedildiğinde, milyonlarca seçmeni ne yapıyordu? Darbecilere alkış tutuyordu. Ya Demirel, Türkeş, Ecevit, Erbakan bunları seven ülkenin yüzde doksanıydı, 12 Eylül'de etrafında bir kişi kaldimı? O günkü Refarundumu gördük yüzde doksan üç Kenan Evren 'e " evet" dedi. Halkımız mazlumu sever miş! Peh.
------------------------------------------------------------------
Hallac-ı Mansur’u idama götürürlerken, kız kardeşine de vedalaşması için gelmesini söylediler. O da gelmiş, fakat başörtüsüz gelmişti. Muhafızlar ona bağırıp, ihtar etmişlerdi...
"- Başörtün nerde be kadın, erkeklerin arasına böyle çıkamazsın...?"
O da "Ben burada Mansur'dan başka erkek göremiyorum." dedi.
Lafın burasında Dr.Ali Şeriati der ki:
-- "Zulmeden bir dindardan daha kötüsü, 'zalim bizden' diye susan dindardır."
------------------------------------------------------------------
Çok dindar yöneticiler sizi cennete sokmaz, dinsizlerde, cennetten çıkaramaz. Ölçüyü belirleyen, yönetici değil senin ahlâk, iman, edep, hak hukuk anlayışındır. Yöneticinin gayesi sana bu dünyada cenneti yaşatacak ortam hazırlamasıdır. Bu dünyada sana cehennemi yaşatanlar, diğer tarafta gül demetleriyle karşılanmayacağına emin olabilirsin.
------------------------------------------------------------------
Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı var. Yalnız görev alanı pek anlaşılmıyor insanların kafasında soru işaretleri var. Aydınlatılsa iyi olur. Gerçekten bildiğimiz aile ile sorunları, çözümleri, hukuki danışmanlıkları, çocukları koruma için mi var, yoksa kurumlara çalışan alırken aynı aileden olması için kurumlara yol göstericilik yapıp, denetleme mi yapıyor? Burası tam anlaşılır gibi değil. Başarıya bakarsan görev alanı ikinci gibi geliyor.
------------------------------------------------------------------
Beşeri benimsemiş yönetici ile, şapkadan tavşan çıkaran sihirbaz arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisi de insanların duyguları ile oynar. Her ikisi de olmayan bir şeyi var gibi gösterir, her ikiside gerçekleri gizler birisi seyirciye diğeri garip gurabaya hayaller satar. Sihirbazın şapkadan tavşan çıkarma işinin hile olduğunu seyirci bilse, para vererek gösteriye gelir mi? Yöneticinin hiç bitmeyen ve gerçekleşmeyen vaatlerini garip guraba bilse peşinden gider mi? İkisi arasında tek bir fark vardır. Sihirbazın yaptığı gösteriden sonra biter. Ama diğerinkininki bitmez. Tek bir gösteri ile yetinmez, sürekli sahnede kalır. Numara çoktur onda. Tabii garip gurabada.
------------------------------------------------------------------
Normal nedir? alışılagelene, kurala uygun olan, şaşılacak bir yönü bulunmayan, olağan, doğal. Herkesin normali farklıdır. Dilencinin aşağılanması, polisin cop kullanması, hırsızın cop yemesi, zenginin gururlanması herkes tarafından normal karşılanır. Peki normal midir? Bunu toplum alışkanlıkları belirler. Yanlış da olsa tekrar edilen davranış zamanla normalleşir. Birini her hafta dövün, ilkinde tepki çekersiniz ama bir yıl sonra normalleşir. Dönüp bakmazsınız bile. Toplum duyarsızlılığı normalleşmenin en kötü halidir. Bizde ki gibi. Biz böyle değildik, sonradan olduk.
------------------------------------------------------------------
Bugünün dünyası kadim (eski) medeniyetlerin hükmünün olmadığı bir dünyadır. Kim ne derse desin Günümüzde sadece iki medeniyet vardır İngiliz ve Yahudi medeniyeti. Tevrat da bir emir vardır Yahudiler bunu uygular. "Kardeşine borç vereceksin faiz almayacaksın, kendinden olmayana vereceksin faiz alacaksın der. Bugün dünyada parayı Yahudiler yönlendirir, dünya politikasını İngilizler belirler. ABD sadece uygulayıcıdır. Bir nevi tetikçi. Biz tetikçiye bakarız, azmettirenler perde arkasından bize sadece gülerler.
------------------------------------------------------------------
Bir hurefe doğduğunda, ilk kuşak onu reteder. İkinci kuşak onun ile yaşar. Üçüncü kuşak yaşamayı bırak onun için savaşır. Hangi din olduğu önemli değil, din savaşlarının tamamının altında bir hurefe yatar. Örnek Haçlı seferleri. Din gibi gözükür ama Avrupa'nın ne kadar çapulcusu varsa, zengin olmak için katılmıştır. Samimi olanlar ise cennete gitmek için. Masum öldürmek, zulmetmek, yağma yapmak, tecavüz sonucu cennet ummak. Hurafe değilde nedir? Keteybe İslam adına katliamlar yaptı, ne için din için.
------------------------------------------------------------------
Bir futbol maçında, hakem gol atıyor ve bu da geçerli oluyorsa. Bu futbol maçı sirk'e dönüşmüştür. Bu gibi maçlar zaman kaybıdır, seyredilmez. Hakemin görevi tarafsız olarak maçı yönetmektir. Hakemin gol attığı futbol maçından herkes etkilenmeye bilir, yalnız insan hayatını ilgilendiren bir konu ile ilgili tarafsız olması gereken biri taraf olup, hayatları etkiliyorsa, sorumluluk sadece o şahsa ait değildir. O şahsı oraya getiren bütün yol açanlar ondan sorumludur.
------------------------------------------------------------------
Ekonomik zorluklardan bıkan halk saraya yürür. Padişaha "yeter artık o koltuktan in"derler. Padişah da inerim yalnız bir şartım var. Gece olduğunda herkes bir kova sut'ü şu meydanda bulunan üzeri örtülü havuza dökecek o dolursa tahtı bırakır istediğinizi padişah yapabilirsiniz. O gece herkes bir kova getirir havuza döker. Sabah olunca halk tekrar toplanır. Havuzun üstündeki perde kaldırılır, bakarlar ki süt değil su var. Herkes bir kova sudan ne olacak ki diye süt yerine su dökmüşlerdir. Padişah " işte bende sizin gibiyim sizinde benden farkınız yok. Kimi seçerseniz seçin o da benim gibi olacak. Ahlâk karanlıkta belli olur. Dürüst idareci istiyorsak önce kendinizden başlayalım.
------------------------------------------------------------------
Kürt bir çocuk ilkokula başlamış. Öğretmeni Türkçü biriymiş. Öğretmen "Oğlum ismin ne" çocuk "Şivan öğretmenim" Öğretmen "Bundan sonra senin adın Kürşat olsun" demiş. Çocuk evine dönünce ailesine "Bundan sonra benim adım Kürşat, bana böyle seslenin" demiş. Anne, baba, abi, kardeş çocuğu bir güzel dövmüş. Ertesi gün çocuk okula gitmiş her tarafı mosmor. Öğretmen "Kürşatcığım ne oldu sana" çocuk "sormayın hocam üç beş Kürt beni dövüp bu hale getirdi" demiş.
------------------------------------------------------------------
"Ben çok dürüst biriyim" "Ben çok namuslu bir adamım" "Ben şerefli biriyim" "Ben her şeyde hak hukuk gözetirim" " Benim kimsenin malında gözüm yoktur" bu tip söylemler ile sık karşılaşırız. Hiç sorulmadan söylenir bunlar. Normal insan olmak zaten bunları gerektirmiyor mu? da üzerine basa basa insanlar kendini tarif etme yoluna gidiyor. Yoksa şüphe mi? var. Biz bir şey görmüyoruz da! tabiki insan kendini daha iyi bilir.
------------------------------------------------------------------
ATV ilginç bir Kanal. Müge Anlı: günahkarları buluyor. Esra Erol: Günahları ortaya seriyor, Nihat Hatipoğlu: Günahların af edilmesi için dua ediyor. Bu döngü yıllarca devam edip gidiyor. Güzel bir organizasyon! Şeytan bir gün bir kadının yanına oturur. Kadın komşusuna yapacağı kötülüğü anlatır. Şeytan "Kurban olayım yapma bu kadar teferruata girdin ya benden bilirler" demiş. Şeytan bu organizasyondan haberi olsun, bize burdan ekmek çıkmaz diye Ülkemizi terk eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder