Her yolsuzluk beraberinde zulüm getirir. Cumhuriyetinin ilk yıllarına bakın, topraklar belli zümrelere ait, orada ırgat olarak karın tokluğuna çalışıp ölen milyonlarca gariban insan var. Bugün hiç birinin Mezar taşı dâhi yok. Büyük mezar taşları zenginler içindir. Hiç değişmeyen bu sistem bizzat o ırgat olarak çalışan insanlar tarafından korunur ve sürdürülür. Toprak ağası zulumkardır ama hiç zulmünden bahsedilmez, ırgatlar bu zulmü hak etmiştir, bunu ağa söylemez, zulme uğrayan ırgat söyler.
Ağalara, beylere, paşalara daha önemlisi bu zalimlere bu toprakları savaştan sonra onlara kim verdi. Gasp ettikleri topraklar üzerinde hükümranlık kurup, zalim oldular. Gücü İyilik amacı olarak görmediler, daha çok servet, daha çok zulüm getirdi. Arada çıkan iyilik seven servet sahibi Evliya yapıldı. Nasıl yapılmasın, garibin soluk aldığı yerdi o kapı.
Sistemler refah, güvenlik üretmek için kurulmuştur. Refah üretirken temelde eşitlik ilkesi çerçevesinde yapar bunu. Ancak öyle anlar olur ki, üretme araçları sisteme tehdit gibi algılatılabilirde. Güvenlik, tehdit var diye eşitlikten vazgeçilip, refahı daraltarak, serveti belli kesimlere aktarma yoluna da gidilebilir. Refah ve güvenlik olarak çıkılan yolun sonunda ortada hiç bir şeyin kalmaması da muhtemeldir. Genellikle dunya daki sistemlerin sonu hep böyle olmuştur.
İnsanın elinin değdiği bir şey yok ki, başlangıç ile sonuç farklı olmasın. Dürüst kadrolar ile çıkılan yolda, başlarına ne geliyorsa sonuç hep hüsran oluyor. İlginç olan çıkılan yoldaki şahıs ile yolun sonunda ki şahıs aynı. Hiçlik duygular ile çıkılan yolda servetler elde edilerek çokluk oluyorlar. Hiçlik son iken başlangıç hale gelmesi yine insan marifetiyle değiştirilip önümüze konuyor.
Hiç bir şey ne göründüğü gibi, ne de bize anlatılanlar doğru. Belli bir azınlık kurt hesabı kuzuyu yeme peşinde. İlginç olan ise çoban da bu işin içinde. Her şey bizim düşündüğümüz gibi gitmediği Bir tarafa kurulan hayaller dahi sahte, çalıntı haline getiriliyor. Elimizde çalıntı mal ile ortalıkta dolanıp duruyoruz. Herkes her şeyi biliyor, her konuda da uzman. En iyi bildiğin konular dahi sana geri dönüyor. Bir söz var "Kartalların gökyüzünde gördüklerini, yerdeki tavuklara anlatamazsın" insanlar tavuk olmaktan çok memnun.
Dünyanın halı ortada, olmadık, insanlıktan uzak pislikler belge ve görüntüler ile ortalıkta saçılmış durumda. Kimse üzerine alınmıyor. Özellikle bu işinde olanlar. Başkalarını suçlama peşine düşmüş. Yüksek perdeden sesleri gür çıkıyor. Çünkü suçlu çok bağırır. Kıyamet alâmeti midir nedir? İnsan topluluklarından uzak durmak ile Allah'a daha yakınlaşma peşine düşmek bizide bu pisliklerden uzak tutar mı? Eskiden kutu açılınca hediye çıkardı, ya şimdi öyle mi? Öyle pislikler çıkıyor ki kilometrelerce uzaktaki insanları etkiliyor. Problemimiz kötü kokunun nereden geldiği biliniyor, ama kimse söylemiyor. Hakkı söylemek haktır, ne olursa olsun dost doğru ol. Düsturu çağımızda geçerliliğini yitirmiş durumda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder