AKILDA KALMAYANLAR

26 Mayıs 2025 Pazartesi

DİN Mİ? KÜLTÜR MÜ?

     Sokağa çık ve şu soruyu sor: "Dinin nedir? Eskiden olsa cevap,yüzde doksan dokuz Müslüman olurdu da, şimdi zannetmem ki o oranda  olsun. Ama yine de oran yüksektir. İnandığı dini yaşamasa da kendini Müslüman olarak lanse eder. Bu aldatmaca iyi mi? Kötü mü? İyi yönleri, en azından kendini o şekilde tanımlaması dinî yaşama olasılığını güçlendirir. Kötü olan kısmı, kendini tanımladığı din ile ticaret yaparak dunya menfaatini elde etme çabası, insanlar da o dine bakışı olumsuz yönde etkilemesidir. Yol açma gibi.
       Ülkemiz de Müslümanlar kanımca insanlar inandığı dinî bir inanç sistemi değil de bir kültür olarak görüyorlar. Sakıncası var mı? Bir evi çatıdan başlayarak yapmak gibi olsa gerek. Dinin emirleri, yasakları kesin çizgi ile belirtilmiş, uymayanlara karşılığında ceza belirlenmiştir. İlliyet bağı, sebep sonuç ilişkisi. Yapar ya da sebep olursan sonuçlarına katlanırsın. Ama kültür öyle değildir, yanlış yapan sadece  "kınanır" muyyide yaşadığı toplum tarafından verilse de ceza ağır değildir. Dinde harama yaklaşılan her durum günah olarak kabul edilir. Bir sonraki hayatta müeyyide ağırdır. Gerçekten inanan insan o günah yollarının hiç birine girmez. 
          Ülkemizde yaşanan din bunun neresinde? Bütün günah yolları açık ve bunları ihlal edenler bırakın cezalandırma ya da ayıplamayı çoğu zaman ödüllendiriliyor. İşlenen ne kadar olumsuzluk varsa eski kültür desekte, eski kültürde hiç biri yok. Eski kültürde kadına değer var, bu kültür de yok, eski kültürde hırsızlığın cezası ağır , bu kültürde ceza yok, haksız yere insan öldürmenin cezası kısas, bu kültürde kişiye göre ceza var. 
      Yaşananlara baktığın zaman ne eski Türk kültürü ile, ne de İslam kültürü ile uyumlu. Ortada acayip ucube bir kültür oluşturulmuş, insanlara da buna inandırılmaya çalışılıyor. Başarılı da olunuyor. Bakıyorsun namus dan çokça bahsedenler namussuz, dürüstlükten bahsedenler hırsız, hak yiyen, insanlıktan bahsedenler zalim, adaletten, hukuktan bahsedenler, adaletsiz, yani hiç kimse söylediği ile yaşamıyor. Buradan ne bir din çıkar, ne de bir kültür. Yozlaşmış bir toplum çıkar ki, bunun sonu da iyi olmaz. Ahlaksız bir kültür, gelecek nesli oluşturan çocuklara ahlâk dersi verse ne kadar inandırıcı olur? İnandırsan da bunun adı ahlâk olmaz. Kendine benzetme olur. Kendi ne ki? Karşısında kide o olsun. 
        Dinî bir kültür gibi yaşamak yobazlaşmaya, yorum farklarına, dinî siyasallaştırmaya, dejenere etmeye, içinin boşaltılarak posa haline getirmeye, sonu gelmez, içinden çıkılmaz, hükümler ile toplum meşgul etmelere sebep olur. Bir sakızın orucu bozup bozmadığını daha sonuca bağlamadık ki, diğer büyük meselelerin içinden nasıl çıkacağız. Çıkmaza başkası değil kendi elimizle kendimiz sokuyoruz. Dinde olmayan kültürlerimizi din diye içine sokup, onunla hükümler vermiyoruz. Bir yere kadar sorunsuz giden bu hükümler bir yerde tıkanıp kalıyor. Bu defa da dönüp dinî suçluyoruz. Bir olan dini parçalara bölüyoruz. Kazanmanın en iyi yolu " parçala ve yok et" prensibi gereği düşmanlarımıza yol gösteriyoruz. Gelin bizi parçalayın ve yok edin demenin diğer adı ile sesleniyoruz. 
       Slogancılık bir kültür olmuş. Çocuklar miliyetçilik sloganları atıp, bozkurt işareti yapıyor, aynı çocuk okulda sıraları çizmekden geri durmuyor. Bu yetişkin insanlar içinde geçerli. Aynı slogan ve el hareketleri yapıyor, diğer yandan haksız yere insanların malına çökmektende geri durmuyor. Mafyacılık oynuyor. Milliyetçilik bu insanlara istediğini yapma özgürlüğünü veriyor. Söylem ile hareket uyumlu değil. Ortada bir kriter, bir ahlak yok. Cuma için, cuma vaktinde dükkanını kapatan sozde Müslüman insanları aldatmaktan geri durmuyor. 
        Kültür ayrı, din ayrı olaylardır. Bunlar birbirinin içine sokulamaz. İşleyiş farklı, sebep sonuç farklı, oluşum farklı en önemlisi de birisi insan tarafından diğeri yaratıcı tarafından inşaa edilir. Seçmek, yaşamak insanın özgür iradesine kalmış. Sonuç, var olmak yada yok olmak.

20 Mayıs 2025 Salı

TARİH NASIL ANLAŞILIR

        Kağıdın olmadığı dönemler de insanlar  olayları, düşüncelerini, toplum ya da devlet yönetimi ile ilgili kendilerine göre geliştirdikleri yazı sanatıyla taşa, kemiğe, kil tabletlere yazarak günümüze ışık tutmayı başarmışlardır. Onların hayatı ile ilgili bilgilere ancak bu yöntemlerle bilgi sahibi olabiliyoruz. Doğruluğunu ispatlamak elbette mümkün değil. Tek bir bölgenin alternatifi yok. Dönemin halkının yaşam koşulları hakkında detaylı bilgiye sahip değiliz. Bazen olmuştur ki resimlerle bir şeyler anlatmaya çalışmışlardır. O günkü insanın düşünce tarzını bilmediğimiz için, yorumlamakta, mutlak doğruya ulaşmak için sağlıklı bir yol olmasa gerek. Taşlara yazılan tarih tekse ona itibar ediliyor. Başka bir çözüm yolu yok. 
         Bir yerde, mezarları gezerken bir şahsın mezar taşının arkasına yazıları okumuştum. Muhtemelen çocukları tarafından yazdırılmıştı bu yazılar. Mezar taşında  şahsın meziyetleri öyle anlatılmış ki sanırsın bu şahıs bir melek. Hiç bir kötü huyu, davranışı olmayan mükemmel bir insan. Ama şahsı tanıyorum. Hiç de yazılan gibi olmayan birisi. İnsanlık tarafından işlenen en ağır günahları işlemiş birisi. Hiç de muteber birisi değil. Düşünüyorum da bu şahsı tanıyanların hepsi bu dünyadan göçüp gittiğinde  o günkü nesil bu taşı okuyacak ve diyecekler " Ne kadar mübarek birisi, döneminin evliyası bu olsa gerek." Belki daha da ileri gidip türbe yapacaklar. Kulaktan kulağa aktarılan şahsın meziyetleri değişime uğrayacak, her duyan başka birine anlatırken bir şeyler katacak sonunda ortaya bir evliya çıkacak. 
       Mezar taşlarında yazılan, o insana ait üstün meziyetler aslında yoktur. Bu bir özlemin taşa yansıtılmış hâlinden öte bir şey değildir. 
       Ne kadar kolay değil mi? Olması gereken tek şey zaman. Yaşayan evliya gördünüz mü hiç. Olmaz. Çünkü bütün meziyetler etrafı tarafından bilinir. Evliya olduğuna karar verecek bir merci insan yaşarken yoktur. Ne zaman öldü, başlarlar iyi yönlerini anlatmaya, bir de yanına bir şey katarak yaparlar. İnsanın doğası gereği olsa gerek bu davranışlar. Kendisinden olmayan ancak özlem duyduğu meziyetleri başkasının üzerinde yaşatma isteği. Şahsın ölmesi her şeyi kolaylaştırır. Çünkü "ispat" ölmüştür. Kanıt ortadan yok olmuştur. Artık o insan üzerine istediğin şeyi yükleyebilirsin. Ne güzel hayat değil mi? İşler bütün dünya da, bütün dinlerde böyle yürüyor. İyi meziyetlere yaşarken kendim olayım durumu olmuyor. Hep başkasının üzerinden yürütülmeye çalışılıyor. 
         Onun için taşlara yazılanlara fazla itibar etmemek gerek. İnsan taşlara " Ben şerefsiz, namussuz, zalim, hak hukuk tanımayan biriyim." diye yazar mı? Bin, iki bin yıl önce taşlara, kil tabletlere yazılanların doğru olduğunu kim iddia edebilir? Bugün yapılanlar, o günde yapılmış olamaz mı? Her şey güç ile ilgili. Güçlüysen kötü iyi, çirkin güzel, yanlış doğru olabilir. Mevcut durumu belirleyen zenginliktir; zenginlik de gücü doğurur. Fakir insanın dünyası dardır. Evi küçük, arkadaş çevresi pek yoktur. Dar bir alanda yaşam mücadelesi verir. Fakir kısa yoldan, emek harcamadan hedefe ulaşma yollarını arar ama ilginçtir hiç bir zaman da bulamaz. Bulduğunu sanar. Kazanılan her şey emek ölçüsündedir. Bunu söyler ama yine kısa yollarda ısrar eder. Cenneti elde etmek de öyle değil midir? Araya aracılar sokarak kısa yoldan, emek harcamadan cennete gitme isteği. Her dönem olmuştur, olmaya da devam edecektir. Varlıklı, zengin birilerinin aracı kullandığını hiç gördünüz mü?  Görmüşseniz orada cennet için değil menfaat için oradadır. Sebepsiz, emek olmadan zengin olanların şimdiki hali sizi aldatmasın, sonuna bakın. 
         İşte tarih güçlülerin, zenginlerin yazdığı ve inanmamız için sürekli tekrar edilen bir olgudan başka bir şey değil. 

17 Mayıs 2025 Cumartesi

SİYASAL İSLAM GERÇEĞİ


        Türkiye'de birde büyük bir sorun olan "Siyasi İslâm" gerçeği var. Dinî gerçekler ile değil, kendi gerçekleri ile hareket eden,  yılanlara benzerler. Yılanlar her yıl derilerini yeniledikleri gibi bunlarda fikirlerini değiştirir. Ya da o günün konjektörü neyse ona göre pozisyon alır. Kendilerini dindar olarak tanımladıkları için dini emirleride bir yolunu bulup hüküm çıkararak değişimlerinin haklı gerekçesi olduğunu yüksek perdeden söylerler. Bukelemun gibi, bulundukları yerin rengine göre her renge girmek gibi bir kabiliyete sahiptirler.
         Düşünceleri sabit değildir, sürekli olaylara ve duruma göre değişiklik gösterir. Menfaat, şahsi çıkar, bulundukları konumu koruma çabası içerisinde olduklarından vicdan ve özellikle gerçek inanç dan uzaktırlar. Dışardan bakarsan farklı görürsün onları. Dindar ve vicdanlı. 
       Yeni bir meziyet değildir bu davranış biçimi. Emeviler ile başlamış, kuşaktan kuşağa aktarılarak bugünlere gelmiştir. Bazen krallik olmuş, bazen padişahlık, bazen diktatörlük ilginç olan bazende demokrasi adına sürdürmüşlerdir yöntemlerini. Yönetim şeklinin bir önemi yoktur. Her yönetimde bir çıkar yolu bulmuşlardır. Yönetimler bunlar üzerinde baskı oluştursa da zamanla yönetimleri kendilerine benzetmişlerdir. Medeniyetlerini sürdürecek ne bir kültür ne bir gelenek vardır. Kültürleri ve gelenekleri şahsi çıkar ve iktidarların devamı için "mübah" üzerine kurulmuştur. 
        Bir ülkeyi savaşsız yok etmek istiyorsan bu fikirde olanları o ülkenin yönetimine getir. Onulmaz yaralar açarlar. Kısa sürede düzeltilemez nesiller inşaa ederler. Toplumun DNA sını değiştirirler. Sonunda da posası çıkmış bir toplumu kendilerinden sonraki yönetimlere teslim ederler. Hiç bir şey olmamış, yapmamışlar gibi çıkıp kendilerini haklı çıkaracak beyanatlarda bulunurlar. Muhalefet de olsalar kendilerinde değişen bir şey yoktur. Hep haklılardır. İyi, güzel bir şey yapılsa kendilerinin üstün meziyetleri ile yapılmıştır. Kötü yapılan işler bunların bilgisi dışında gelişen uluslararası durumun sonucu olduğunu söylerler. Bunlar hatasızdır. Kötüyü iyi, çirkini güzel, yanlışı doğru göstermek ve söylemekten çekinmezler. Olağan hayat akışında zor durumda olan halkın isteklerini pek dikkate almazlar. Yaptıkları her iş güzeldir ve ileride daha da güzel olacaktır. Ama hiç bir zaman güzel olmaz.
        Kendileri zevk sefa içerisinde yaşarken halkın yaşantısını da kendilerinki gibi olduğuna inanırlar. Sadece kendileri vardır. Hep aynı gemide olduğumuzu söyleseler de, gemi batmaya başladığında kaçmak, gemiyi terk etmek için mutlaka bir planları vardır. Bunlar ile normal yollarla mücadele edemezsin. Onların dili ve davranışlarını taklit ederek mücadele edebilirsin. Onları taklit etmek elbette çok zordur. Onlar bu gibi bugün kara olana yarın ak demek normal insan davranışı olmasa da mecbursun. 
       Çözüm mü? Tek çözüm var. Bunları ne olursa olsun yönetim kadrosundan uzak tutacaksın. Bir ülkeye bunlar kadar zarar veren olmaz. Her düşünceyi, her ideolojiyi, her yönetim şeklini getir ama bunların kinden uzak dur. 

12 Mayıs 2025 Pazartesi

DELİLER 8

      Abdülhakim Arvasi : "Zalim kişiyi övenin, onun adil olduğunu söyleyenin imanı gider." der. (13.05.2024)
--------------------------------------------------------------
    Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmazmış. Şimdi bakıyorum da ortada kış, ayaz varda, kurt hem kayıp hemde çok meşgul. Ayazı düşünecek durumda değil. Açılım ile meşgul. (09.01.2024)
--------------------------------------------------------------
   Allah dualarınızı niye kabul etmiyor diyorlar. Allah insanın her duasını kabul etseydi, birbirimize beddua etmekten dünya da insan kalmazdı. (12.05.2024)
--------------------------------------------------------------
- Hey asker,köylü müsün?
+ Evet efendim.
- Komünist misin?
+ Hayır efendim.Hepsinin canı cehenneme!
- Ailen var mı?
+ Hepsi köyde.Sığırlarım,annem ve kardeşlerim var.
- Güvendeler mi?
+ Evet efendim.Komunistler köyü savunuyor.
The Great Escape
(09.01.2024)
--------------------------------------------------------------
Don Kişot un bir eserinde.  Don Kişot şeytan ile karşılaşır, şeytana "şu karşıda ki bize saldıranlar senin askerin mi" şeytan " evet benim askerlerim." Adam " senin askerinde neden Allah Allah diye saldırıyorlar " şeytan" ne yapacaklardı şeytan şeytan diyemi saldıracaklar" 
       Din ile aldatma böyle bir şey. (09.01.2024
--------------------------------------------------------------
       "Türkiye bugüne kadar bu kadar adaletsiz, eğitimsiz, terbiyesiz olmamıştı."  Eserimizle ne kadar övünsek azdır.  Başka biri gelip bizi bu hale getirmedi, biz kendi elimiz, dilimiz ile yaptık. Hep kendi mahallemizde nasıl Müslüman olunur oyunları oynadık. Kırdık, döktük, yaktık. Ne için?  Küçük bir azınlığın refahı için. Biz kendimize, toplumumuza değil, o birilerine çalışmışız. Onlar ne yaptı. Şener Şen ile İlyas Salman'ın oynadığı filminde ki gibi bizi Almanya ya götüreceğim diye kamyona bindirdiler. Istanbul 'a bıraktılar. Biz şimdi avare gibi dolanıp duruyoruz.Bizi göturenlere ne oldu? Hiç bir şey, aynı işi yapıyorlar,  halen Almanya 'ya kaçak yoldan insan taşıyor. İlginç olan yanlış yere gidenler, kendilerini getirenlerin üçkağıtçı, dolandırıcı olduğunu, Almanya'da değil, Istanbul da olduklarını herkese haykırıyor ama kimse onlara inanmıyor. İnsan kaçakçılığı son hızla devam ediyor.
--------------------------------------------------------------
         Türkiye'de ki Kemalizm gerçeğini bugüne kadar net olarak tarif eden kimseye rastlanmamıştır. Ha keza böyle bir olgunun da olduğu şüphelidir. Günümüzde bu akımı devam ettirme çabasında olanlara bakın. Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirleri ile bunların söyledikleri arasında hiç bir benzerlik bulamazsınız. Atatürk ulusçudur, bunlar kendi mahallelerinde Müslümanlık oynarlar. Bunlar ne yaparsa doğrudur, yanlış yapmaz olarak kendilerini tanımlarlar. Yanlışın karşılığını vermek isterseniz ilk Kemaluzm'e atıf yapılarak işin içinden çıkmaya çalışırlar. Dine karşıyız demezler, din ile bir problemimiz yok derler, ama samimi değillerdir Kemalizmin arkasına sığınarak din düşmanlığı yaparlar. Yapacak bir şey yok, bunları da böyle kabul edeceksin. Başkasına zarar vermeden bu oyunu kenarda oynasalar her halde daha iyidir.(09.05.2025)

DELİLER 7

      Enflasyon ne kadar yükselirse yükselsin, insan hayatı hâlen ucuz. Her şeye fahiş zam gelse de insan hayatına gelmiyor. TÜİK insan hayatı üzerinden hesap yapıyor demek ki.(23.01.2024)
------------------------------------------------------------
Kötülerin kaybetmediği bir ülke, çocuklarına ahlâk öğretemez,  Ahlâk olarak sunduğu şey, sadece kötülüktür.
(22.01.2024)
--------------------------------------------------------------
   Bir toplumda gösteriş fazla ve öne çıkarılıyorsa, o toplumda kültür zayıf ve kırılgandır. (21.01.2024)
--------------------------------------------------------------
Papağan a sormuşlar "kalmak mı iyi, gitmek mi" papağan cevap vermiş " kalmak mı? iyi gitmek mi?"  Soran anlamış ki papağanın bir fikri yok, sadece söylenenleri tekrar ediyor. (16.01.2027)
--------------------------------------------------------------
Büyük İskender, büyük filozof Aristo’ya bir mektup yazıp sorar:
"Zapt ettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?"
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?
Aristo’dan cevap gelir:
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.
Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:
İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin.
 Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin.
 Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın! / Alıntı (16.01.2024)
------------------------------------------------------------
        Olmaz, mümkün değil, imkansız gibi kelimeler bazen olur ki eylemsiz hale gelebilir. Kim derdi MHP milletvekili Abdullah Öcalan ' a, Abdullah beyefendi diyecek. Üç ay önce olsa böyle bir hitabı bir MHP li kullanacak dense, imkansız denirdi. Olumsuzlukları eylem haline getirmek güç olsa da imkansız değildir. Bunu gördük. Bizi her zamanki gibi yine ters köşeye yatırdılar. (13.01.2024)
--------------------------------------------------------------
        Üç kişi bir hırsızlık ya da haksız olarak birini öldürüyorlar, daha sonra bir Kur'an getiriyorlar bu yaptıklarını kimseye söylemeyeceklerine daire yemin ediyorlar. Yaptıkları hırsızlık ya da adam öldürmeden dolayı çarpılmayacaklarına eminler ama Kur'an üzerine yaptıkları yemini bozarlarsa çarpılacaklarından eminler. 
        Bu şekilde düşünen milyonlar var. Ve bu insanlara din anlatacaksın. (13.01.2024)
--------------------------------------------------------------
      Bazı sosyal medya hesaplarında özellikle kendilerini dindar olarak tanımlayan hesaplardan "ABD deki yangının Filistin'in intikamı olarak lanse ediliyor" o yangındakilerin hepsini suçlu ilan etmek ne Müslümanlığa ne de insanlığa sığar. Bir ABD li çıkar Maraş depremini örnek gösterir, biz Filistin haltını yedik başımıza bu geldi, siz ne halt yediniz derse ne cevap vereceğiz. Taktir olarak bakın, intikam olarak değil. (12.01.2024)
--------------------------------------------------------------
Ürdün de büyük alimlerden birine " döviz ve TL karşılığında muska yazmanın hükmünü sordum.
Gelen cevap

" وَلاَ تَشْتَرُوا بِاٰيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً (Bakara41)
Âyetlerimi az bir fiyatla, yani dünya menfaati karşılığında satmayın.
            Kur’ân-ı Kerimi şahsi menfaatlerine vasıta yapan herkes, bu ayetin tehdidine muhataptır.(11.01.2024)

DELİLER 6

     Ehline denk gelmedi hafız, altın kalpli insanlar hurda tezgahına düştü. Altından çok tenekeye değer verir olundu. Şeytan semirdi hafız, şeytan ile iş tutanlar çoğaldı. Eline, diline, beline sahip ol diyenlerin, elleri, dilleri kesildi, belleri kırıldı hafız. (05.12.2024)
--------------------------------------------------------------
     Öne sürdüğünüz bir fikirden dolayı, karşı taraftan tatmin edici ve altı doldurulmayan bir cevap ya da hakaret alıyorsanız bilin ki haklısınız. Hakaret, söyleyenin malıdır, hediyeyi  kabul etmeyin, iade edinki malı onda kalsın. (02.08.2024)
--------------------------------------------------------------
          Karanlıktan korkan bir çocuğu hoş görebilirsiniz. 
           Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır 
                                   PLATON 
(02.02.2024)
--------------------------------------------------------------
        Gelecek adına hayal kuran yığınla insan var. Ama gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller. Hayalde mantık olur. Bir ağaç yetiştireceksen kuru ağacı dikerek yapamazsın. Dedenin yaşadığı sorunların aynısını elli yıl geçmesine rağmen torunda yaşıyor. Elli yıl önce iş kazası vardı, halen aynı hızla devam ediyor. Doğal afet veya büyük yangında yüzlerce, binlerce kişi ölüyor, elli yıl önce sorumlu yoktu, şimdide yok. "Allah akletmezmisiniz, düşünmez misiniz" diyor ama kimse üzerine alınmıyor. (29.01.2024)
--------------------------------------------------------------
      Herkesin hayalidir "Güzel bir gelecek, çocuklara yaşanabilir bir ülke bırakmak" bu hayalleri gerçekleştirmek için kimse elini bile oynatmaz. Trafikte bekliyorsun birisi güvenlik şeridini kullanarak önüne geçiyor. Bir yere işe gireceksin KPSS den 90 puan alıyorsun, mülakatta 10 puan veriyorlar giremiyorsun. Herhangi bir iş için sıraya giriyorsun hemen birisi araya kaynıyor. Böyle kendini sözde uyanık zanneden kişilerin yaşadığı bir toplumda gelecek olmaz. Boşuna hayal kurup beyninizi meşgul etmeyin. (29.01.2024)
------------------------------------------------------------
    Yüzyıllardır erkeğin bir söylemi vardır. " Kadınlar korunmaya muhtaçtır ve biz onları koruruz. İlginç olan erkek kadınları erkeklerden korurlar ."  Kimi kime karşı koruyor? Bugüne kadar çözülmeyen bir olaydır bu. Kadınlarda bu ilginç durumu kabullenir.(28.01.2024)
--------------------------------------------------------------
       Diyorlar ya "Allah kötülüğü niye yarattı" Allah aslında kötülüğü yaratmadı. Dünyada olan her şey tersi ile mukimdir. Karanlık vardır, ama ışık olmadığı için vardır. Soğuk vardır, ama ısı olmadığı için vardır. Kötülük vardır, ama iyilik olmadığı için vardır. Bunu uzatıp gidebiliriz. Allah olumlu olanları yarattı, insana yol gösterdi, insan bu yoldan çıktığı için olumsuz olanlar ile karşılaştı.  (27.01.2024)
--------------------------------------------------------------
         İnsanlık var oluşundan bu yana iki temel problemi bir türlü çözememiştir. BESLENME ve BARINMA. bu problem taş devrinde de vardı, günümüzde de. İktidarlar bu iki problemi kontrol ettiği sürece her ne yanlış yaparsa yapsın yönetilenler tarafından yanlış olarak gözükmez. Gelişmiş toplumlara bakın bu iki problem sürüncemede bırakılamaz,  devlet tarafından karşılanır. İnsanları en kolay yönetme biçimi, problemi çözüyor gibi yapıp çözmemektir. (26.01.2024)
--------------------------------------------------------------
      İngiltere'de bir gelenek varmış, sıradan biri öldüğünde kilisenin çan 'ı bir defa çalar, bir soylu öldüğünde iki, kralın yakını öldüğünde üç, kral öldüğünde dört kez çalarmış. Bir gün mahkeme haksız bir karar vermiş, kilisenin çan'ı beş kez çalmış. Halk merak ederek gelmiş papaza " kraldan daha değerli kim öldü ki beş kez çaldın. Papaz "Adalet öldü, Adalet" demiş. Bunu bizim selaya uyarlayın. Her gün beş kez sela okunsa dâhi yetmez. (26.01.2024)
-----------------------------------------------------------
         Hıristiyan Doniniken tarikatı 1500 lerde Enginazisyon döneminde fakir ve dilenci olduklarını iddia ederler. Yalnız lüks ve sefa içinde yaşarlardı. Enginazisyoncu birey kız kardeşine iftirada olsa yakılma cezası verir, bunada ruhunu temizledim diye kendini savunurdu. Dominiken tarikatı tarafından normal gibi gözüken bu davranış daha sonraları, bir çok toplum tarafından da benimsenmiştir.(25.01.2024)
-------------------------------------------------------------
        Papa IV Innocentius 1250 lerde işkence yapmaya fetva vermiş, ve yaygınlaştırmıştır. İşkenceyi ruhun temizlenmesi olarak görürlerdi. İslâmiyet de olmayan bu davranış, zamanla İslam ülkelerinde normalleşmeye başlamıştír. İşkence dinlerin emri değil, kendini Allah'ın yerine koyan kul'un davranış biçimidir. (24.01.2024)

DELİLER 5

 Kitap şöyle sonlandı. 
Tam pes etmek üzere olan bir gecede 
Kafamın içinde verdiğim bu savaşı zor da olsa kazandım.  O gecenin sabahına ben sağ çıktım ama, içimdeki hiç kimseyi sağ bırakmadım. (21.12.2024)
-------------------------------------------------------------
      İmam Gazali 'ye soruyorlar:
     " İnsan ne Zaman doyuma ulaşır?"
İmam: insanları kul, köle olarak görüp tanrılaştığı zaman, der. 
      Dört bin yıl önce Firavunlar ve Nemrutlar halkını kul ve köle görürlerdi. Zaman geçse de değişen bir şey olmamıştır. Dört bin yıl önce böyleydi, şimdide böyle dört bin yıl sonrada öyle olacaktır. Çünkü düşünmeyen,akletmeyen insanın kapasitesi bu. (22.12.2924)
-------------------------------------------------------------
        İslam'ın normalinde beş, bazıları içinse sekiz şartı vardır. İlk beş herkes tarafından bilinir, ama diğer üç belli, seçilmiş kişiler tarafından bilinir ve uygulanır bunlar sıra ile:
       1. Eş mutlaka dışarda,toplumda başörtülü olacak. Kişilik önemli değil, önemli olan başörtü.
       2. Namaz kılmasa da mutlaka Cuma da görülecek, ve mesaj atılacak.
       3. Meyhane gibi yerlerde kesinlikle gözükmeyecek, evinde, içebilir orda sıkıntı yok. (9.12.2024)
--------------------------------------------------------------
    Tatar Ramazandan değilde, Abdurrahman Çavuş dan yana olduğun sürece ne haksızlıklar, ne de zulümler biter. Firevundan nefret etmek yetmez Musa'nın yanında olduğunu hissettirmen gerekir. (21.12.2024)
--------------------------------------------------------------
      İmam Mâlik, Kûfe’de girdiği bir camide, bu ‘para toplama sandıkları’ndan birini gördüğü için namaz kılmadan camiyi terk etmiş ve gerekçe olarak şöyle demiştir:
        “Burası dünyalık toplama yeri, burada ibadet olmaz.”. (03.12.2024)
----------------------------------------------------------
       Bir Türk vatandaşı Ürdün'e gidiyor. Bir taksiye biniyor. Taksici Turistmisin diyor. O da Evet diyir. Nerelesin? Turkiyeliyim. Müslüman mısın? Turkiyeliyim, elbette Müslümanım. Türk demek Müslüman demektir diyor. Taksici: Dizleriniz de hiç Müslüman görmüyoruz da ondan sordum diyor. (Yaşanmış bir olay bu) (21.12.2024)
-----------------------------------------------------------
       İnsanı gerçekliğe duydukları değil gördükleri ikna eder hafız. Hiç ömründe gaz lambası görmeyen biri " lambada titreyen alev üşüyor" tabirini nasıl idrak etsin. (02.11.2024)
------------------------------------------------------------
         Deli Dumrul diye biri varmış, kuru bir dere üzerine köprü yaptırmış, geçenden otuz, geçmeyeden kırk akçe alırmış, üstelik gecmeyenide bir güzel dövermiş. Siz siz olun bir gün Deli Dumrul ile karşılaşırsanız geçmemezlik etmeyin. Hem paranız dan hem de canınızdan olursunuz. Kuru dereye köprü mü olur? Demeyin. Siz Deli Dumruldan daha mı iyi bileceksiniz. (05.11.2024)
-------------------------------------------------------------
       Din sokaktaki normal insanlar için gerekli, filozoflar için gereksiz, siyasetçiler için kullanılması gerekli zorunlu bir araçtır. (02.09.2024)
----------------------------------------------------------
         Ulan ağaysa ağa 
O hep toktur, aç kalmaktan korkar 
Biz zaten açız, neden korkacağız
Uğraşalım ağa ile, belki tok ölürüz.
(02.09.2024)


DELİLER 4

  Hepimizi satın almaya çalışıyorlar, ceplerinden bir kuruş bile çıkarmadan, bizim paramızla. (26.02.2025)
++++++++++++++++++++++++++++++
       Her kişiye inanılmaz, hele o kişinin sözlerine dikkat etmek gerekir.  Sözleri gönül okşayıcı da olabilir. Unutmamak gerek kurbanlık hayvanın önce başı okşanır. Başınızı okşayacak kişilere dikkat edin. Sizi kurbanlık olarak görebilirler. (26.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++

        Herkes varoluşunu ya bir şeyhe ya bir din adamına ya bir politikacıya ya bir sanatçıya ya bir mafya babasına ya bir futbolcuya yakınlaşarak kanıtlamaya çalışıyor. Bu yaptıklarıyla kazandıkları bir şey yok, çok şey kaybediyor ama farkında değil. Yakınlaştığı kişi ile özdeşleştirmek kendini kendi olmaktan çıkarıyor, ömür boyu başkası gibi yaşıyor. (26.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++
       Bazen olur, şahıs bir değil üç, dört Üniversite bitirir, ama bakarsın ki, bir hiç.“Sorun, eğitim almamış olmanız değil. Sorun, size öğretilenlere inanacak kadar eğitim almış olmanız, ancak size anlatılan her şeyi sorgulayacak kadar eğitilmemiş olmanızdır.” Bu durum öğretimle degil, eğitim ile kazanılır. (25.02.2025)
++++++++++++++++++++++++++++++
          Milletvekillerinin parti değiştirmesi olağan olarak algılanması gerekirken bir çok çevre aşırı tepki gösteriyor. Benim oy'um ile seçilen nasıl parti değiştirir. Allah insana kaldıramayacağı yük, sorumluluk yüklemez. Her insanın kaldırabileceği bir Ahlâk kapasitesi vardır. Bunların kide demek ki o kadar. Normali o insana zarar verir. Onun için normal karşılamak lazım. Bunun eğitim ile de bir ilgisi yok. Profesör de olsa Ahlakı ve edebi es geçebiliyor. (24.02.2025)
++++++++++++++++++++++++++++++
     İnsan ısırmaz, köpek ısırır. Onun için kraldan korkmayın, köpeklerinden korkun. (22.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++
       Üç ihtiyar konuşuyor. Birisi Berat kandili konusunu açtı, diğeride önemli bir gece olduğunu, o gün rızıkların dağıtıldığını, diğer Berat kandiline kadar öleceklerin belirlendiğini söyledi.
İnsanın doğumundan ölümüne kadar yaşayacağı her şeyin Levhi Mahsus da belirlendiği halde bu gibi şeyleri kim çıkarıyor anlamak mümkün değil. Haşa Allah o gece güncellememi yapıyor. (19.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++
     AKP Genel Başkan yardımcısı Mustafa Elitaş diyor ki: Biz emeklinin maaşlarını düşük tutmazsak enflasyon artar. Mesela fazladan on bin lira versek, üçünü harcayıp, yedisini tasarruf etmez. Geçmiş dönemde ertelemiş oldukları ihtiyaçlarını giderirler. Bu da enflasyonu arttırır.
         Bunun altına imza atarım. Bir siyasetçi dolandırmadan ilk defa gerçeği söylüyor. On dört buçuk yerine yirmi bin versen nereye harcayacak, gereksiz şeyler alıp enflasyonu artıracak. On dört buçuk alan önce sükretmesini öğrensin. Gerisi teferruattır, bir şekilde çözülür. (19.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++
      En itibarlı meslek kefencilik. Ne kadar kaliteli bir ürün satıyorlar ki, iade eden hiç yok. (17.02.2025)
+++++++++++++++++++++++++++++++
     Bize öğretilen şeylerden biride Ayrılıklara (farklı düşüncelere) saygı göstermemiz gerektiği anlatıldı. Elbette saygı duymak gerekir. Ama ayrılık zaten ayrıdır ve çabuk görünür. Asıl önemli olan Aynınıkları görmek. Bizim problemimiz bu. Biz bunu da görmüyoruz. Görülmeyen bir şeye de elbet saygı duyulmaz.(17.02.2025)

9 Mayıs 2025 Cuma

DELİLER 3

      Yörük kadını yaşlanıp iyice deneyim kazanınca Kezbence olur adı.
O oymağın bilge kişisi, akıl danışılanıdır artık.
         Göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı yüce bir haktır mor cepken. Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır.
          "Mor Cepken", Karacaoğlan türkülerinde geçer. Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir.
           Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce "Mor Cepken" konur. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir. Yörük kızları sevdikleriyle evlenirlerdi.
           Başlık parası gibi alışkanlıkları yoktu. "Mor Cepken" evlilikte yeri, zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir boşanma özgürlüğünün simgesidir.
          Mor renk ihanete uğramış, aldatılmış, aşkın rengidir.
           “Mor Çatı” adı oradan gelir. Bizler dünyaya Mor Cepken’i yeterince tanıtabilseydik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Mor Cepken Günü” olarak kutlardık.
          Evli yörük kadını, ihanete uğrayınca ya da kocası tarafından aşağılanıp dövülünce, bir şekilde Mor Cepken’i giyip herkesin görebileceği bir yere otururdu.
            Bu “Ben bu herifi boşadım” demektir. O zaman akan sular durur, herkes işini gücünü bırakır.
            Masal anaları ile doğum ebeleri "Mor Cepken" giyen kadının çevresini alırlar. Boşadığı kocası ise evinden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmaz.
         Büyük ödün verip de karısına Mor Cepken’i çıkartamazsa ömür boyu dul kalacaktır.
       Kimse ona dul-şaşı kızını bile vermez. Körocak olarak kalır.
       Sizde kadının adının geçtiği, fakat kadına yönelik hiç bir eylemin olmadığı nereden geldiği belli olmayan 8 Mart kadınlar günü kutlayın. 
       Mor cepken eski Bir Türk geleneğidir. Kadına değer ve yaptırım gücü verir. Kültürlere sahip çıkmak onun için önemlidir. Bu geleneğin unutulmasına sebep olanda yine kadınlardır. Çünkü Kültürler kadınlar üzerinden yürür ve kültürleri onlar yaşatır. Kısacası Mor cepken geleneğinin yok olması Türk kadınının ayağına sıktığı bir kurşundur. (11.03.2025)
-------------------------------------------------------------
      Ramazan zenginin, fakiri, tok'un, aç'ı anlaması gereken bir ay olarak anlatılır. Kısacası Empati. Normalde olması gereken budur. Böyle olabilmesi için Zengin birinin hanımının kocasının eline verilen sipariş listesinin tamamını almadan evine gitse. Patron işçisi ile bir aylığına yer değiştirse, devleti yönetenlere bir ay asgari ücret verilse ve sadece bunun ile Ramazanı geçireceksin dense. Empatinin olmayacağından emin olanların sözleridir aç tok, zengin fakir edebiyatı. (05.03.2025)
------------------------------------------------------------
      Vestel CEO sunun ramazan ile ilgili hoş olmayan sözleri reklam gibi geliyor bana. Zorlu holding de CEO olmak kolay değil, yıllarca bu görevi yapan kişide aptal olamaz. Yazdığı bir mail 'i genel müdür yerine bütün personele nasıl atar? Vestel in müşteri profili belli ne yapsalar bir kesime ulaşamıyorlar, bedavadan reklam yapıp ulaşamadıkları kitleye ulaşmanın en kolay yolu. Köfteci Yusuf olayı bunun en güzel göstergesi. Kapitalizm'in yapamayacağı şey yoktu. Yılan ile bile aynı torbaya girer. (05.03.2025)
-------------------------------------------------------------
   Geçen gün köye gittim, canlı bir kurt yakalamışlar boynuna bir tasma takmışlar, tasmaya iki ip bağlamışlar, iki kişi ipi tutmuş biri sağa çekiyor, biri sola. Köpeğin tasmalısını gördüm de Kurt'un tasmalısını ilk defa görüyorum. Hayvan korku içinde, acıdım, kurt mazarattır ama o kadar eziyeti de hak etmiyor. (03.03.2025)
--------------------------------------------------------------
      Şimdi de Vestel' i boykot edin diyorlar. Boykot edin diyenler daha bir ay önce "Yerli ve milli olanı alın" diyorlardı. Ne değişti? Millikten mı çıktı. Kim karar veriyor. Artık bir yerde durun, Yavaş dönün, yetişemiyoruz. Bu da İsrail boykotu gibi olmasın. Allah akıl fikir versin. Allah ıslah etsin. Başka ne denir. (02.03.2025)

8 Mayıs 2025 Perşembe

DELİLER 2

       Herkes suçluysa, kimse suçlu değildir. Yapılan işin ahlakı sorgulanmazsa, neyin suç neyin suç olmadığı da bilinmez. Ahlakı kimine göre din, kimine göre vicdan, kimine göre ar, belirler. Bunlar bir kişide yoksa, ortada suçlu da yoktur. (11.03.2025)
--------------------------------------------------------------
Sabah olacak ama bunu bilmiyorlar. (20.03.2025)
-----------------------------------------------------------
     Kör köre demiş ki "cırt parmağın gözüme." (20.03.2025)
-----------------------------------------------------------
      Kötüler hep kazanır diye bir algı vardır ama bu bir yanılgıdır. Bunun güçle, para ile, vicdan ile bir ilgisi yoktur. Elif gibi dosdoğru olanlar kazanır. Hz Musa Firevun karşısında ne zengindi, ne de güçlü, Hz Muhammed Ebu Cehil karşısında da aynı durumdaydı. Ama kazandılar. Kötüler sadece bir imtihan aracıdır. İyileri, doğruları temizler. Kendileri ne olur? Sadece şunu biliyorum Allah kimseyi iyileri, doğruları temizleyici aracı yapmasın.(25.03.2025)
-------------------------------------------------------------
      Cadılıkla suçlanıp öldürüldükten sonra bu cinayete şöyle tepki vermişti Herzog Albrecht:
"Cellatlarım olabilirsiniz ama yargıçlarım asla!" (26.03.2025)
--------------------------------------------------------------
     Sosyal medyada gündem olan hocalar dini bir konu hakkında anlaşmazlığa düştüğünde birbirlerine etmedik hakaret kalmıyor (aptal, geri zekalı, münafık vb) Nedeni nedir bilinmez de, aklıma hep meşhur fenomenlerin takipçi uğruna kavgaları geliyor. Mezhep imamları olan Ebu Hanife, İmam Şafii, Ebu Hanbel, İmam Mâlik bunlarda bazı konularda ihtilafa düştüğü zaman böyle birbirine hakaret ediyorlarmıydı? Yoksa deliller ile mi birbirine karşılık veriyordu. Fazla Takipçi ve ideolojik konuşmadan vazgeçseniz iyi olur. Yoksa Vazgeçilen lerden olursunuz. (06.03.2025)
-------------------------------------------------------------
         Ataizm diye bir dernek var. Hiç bir dinî inancı kabul etmeyen. Üye sayısı da sürekli artıyor. Derneğe girişte hiç bir zorlama ya da teşvik yok. Hiç bir reklamı da yok. Üye sayısını arttırmak için etkinlik de düzenlemiyorlar. Ne hikmetse üye sayısı artıyor. Dünyanın hiç bir yerinde bu dernek dışında hiç bir şey yapmadan üye arttıran bir derneğe rastlanmaz. Dernek yöneticilerinden birine nedenini soruyorlar. Diyor ki: Dinler içerisinde ki ayrılıkların, derdi din değil menfaat olanların kavgaları bize yetiyor. (12.03.2025)
--------------------------------------------------------------
       Bir kişinin şahsi olarak yaptığı her iş kendisine güzel gelir. Hırsızın hırsızlığı, zalimin zalimliği, dolandırıcının dolandırması, diktatörün diktatörlüğü, kapitalistin kapitalastliği vb. Bu durum şahıs açısından doğru yanlış kriterine bağlı değildir. Kişiye yaptığının güzel gözükmesidir önemli olan. Yapılan işin doğru ya da yanlış olduğuna kim karar verir? O da belirsizdir. Kişinin yaptığı güzel davranış mutlak anlamda doğru olmayabilir. (11.03.2025)
------------------------------------------------------------
   Bir iş adamı çalışanlarını bir tatile götürür. Gittikleri yer mukemmel bir yerdir. Bir göl kenarına otururlar. Gölde timsahlar vardır. İş adamı, kim yüzerek karşıya geçerse beş milyon dolar vereceğim. Eğer timsahlar yerse ailesine iki milyon dolar vereceğim der. Kimse cesaret edemez, bu arada biri atlar zor bela yüzerek, timsahların arasından karşıya geçer. Karşıdan karısına bağırır "Lan beni niye ittin" der 
Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır. Sözü buradan gelir. (08.03.2025)
--------------------------------------------------------------
     ABD başkanı Donalt Trump diyor ki " Mülteciler buraya geleli hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık, fuhuş arttı" 
      Doğru söze ne demeli? Adam ilk defa doğru bir şey konuştu. Daha doğrusu itiraf etti. 
        ABD nin sahipleri Kızılderili. Kim mülteci? (09.03.2025)
------------------------------------------------------------
      Bir arkadaş bu günün nasıl geçti dedi. Bende işten çıktım Yahudi'nin ürettiği arabama bindim, Yahudi'nin finansörü ile yapılan yolu kullanarak eve geldim. Elime kumandayı aldım Yahudi'nin yapmış olduğu televizyonu açtım, baktım Gazzede Yahudiler çocukları katlediyor, hemen Yahudilerin ürettiği telefon ile Yahudiler'in sosyal medyasından boykot çağrısı yaptım. O günkü Müslümanlığımı göstermenin huzuru içinde Yahudilerin ürettiği yastığa başımı koydum huzur içinde uyudum. 09.03.2025)
-------------------------------------------------------------
    Felsefenin dahisi Sokrates tir. Sokrates 'in hocası da Aspasia dır. Ama kimse bilmez. Roma Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra ismi tarihden silinme noktasına getirilmiştir. Nedeni? Kadın olması. Hep Müslümanların kadına değer vermediği söylenir ya, Hiristiyan rahip, papaz ne derseniz deyin. Bir kadının Sokrates in hocası olmasını kabul edememişlerdir. (10.03.2025)

DELİLER 1

       Şu ekonomik şartların kötü gidişinde iyiki TUİK var. O da olmasa enflasyon alıp başını giderdi. (07.01.2025)
------------------------------------------------------------
           Eskiden kendimle sadece konuşuyordum, şimdi tartışmaya başladık, korkuyorum yakında kavga edip karakolluk olacağız. Bir türlü anlaşamıyoruz ne yapalım. 
        Çok şükür savaş bitti, benden başka savaşan yoktu zaten. Sıra geldi barış antlaşmasına. Kıran kırana geçecek eminim. Kendimi savaş meydanlarında değil, masa da yeneceğim. (10.02.202))
-----------------------------------------------------------
Dostlar dünyada yaptığımız bunca şey yazıktır!
Görmeyenin önüne ışık tutmak yazıktır!
Zalime Kur'an okumak 
Alime, şeytana uymak,
Cahile nasihat, bilgine öğüt vermek yazıktır!
Çobana sultanlık tacı 
Köylüye şehir ayakkabısı 
Deliye Müslümanlık 
Sarhoşa baston yazıktır!
Eşeğe ipekten semer,
Köpeğe altın tasma yazıktır!
Dokumacıya karanlık gece
Okuyana katranlaşmış kalp 
Ejderhalar mağarasında uyumak
Cahile gönül sırrı vermek
Bayanlara çıkarcı davranmak
Hal bilmeze sığınmak yazıktır!
Mert olmayana altın ve gümüş,
Düşmana hançer vermek,
Sağıra konuşmak 
Köre cilve vermek yazıktır!
Zahitin insanları incitmesi
Seyidin masiyet işlemesi,
Tacirlerin yalan söylemesi 
Aşırıcıların kerbala demesi yazıktır!
Yöneticilerin halktan çalması,
Gazi'nin mazlumu öldürmesi 
Fare gibilerin buğday yemesi.
Büyüğün çocuğa güvenmesi yazıktır!
Bu alemde ne dilenci ne bir diken tanesi kalmayacak.
Kimse hatta padişah hanesi.
Bu diyarı fenadan beniademin birbirine cefa etmesi yazıktır. (26.03.2025)
----------------------------------------------------------
          Bir beldede, bir köyde bir ilçede bir şehirde bir toplumda teravih namazı 8 mi olacak, 20 mi olacak diye bir ihtilaf var, ve bu tartışma ayrılığa sebep okuyorsa, orada terevih namazı kılınmaz. Teravih namazı sünnettir, fakat vahdet ( birlik) farzdır. Farzın olduğu yerde sünnet ön olana çıkarılamaz. (15.03.2025)
------------------------------------------------------------
           Sakal bırakmak sunnet, suyu üç yudumda içmek sünnet, sarık sünnet, insanın dış görünüşünü asr-ı saadete göre uygulamak sünnet. Kul hakkı yememe farz, zulmetmemek farz, adil olmak farz, doğru olmak farz, yalan söylememek farz, gıybet etmemek farz, başkasının hakkını gözetmek farz. Hayatımızdaki sünnetler farzların önüne geçmişse biz ne dini, ne peygamberi ne de Allah'ı anlamamışız demektir. Gözümüz kapalı emin adımlarla ilerliyoruz, ama önümüz uçurum. (16.03.2025)
--------------------------------------------------------------
         Fakir, elinde hiç bir şey olmayandır. ahlaklı olabilir ama ahlaklı olması istenmez, beklenmez. Yokluk, açlık insana her şeyi yaptırır. Demezler mi " Allah kimseyi açlık ile imtihan etmesin"   önce açlığa, yoksulluğa giden yolları kapatmak gerekmez mi? Muteber kimdir? Yolu açan mı? Kapatan mı? Birileri bir yerden üflüyor da, arkası rüzgar mı? Kadırga mi? Zaman gösterecek. (17.03.2025)
----------------------------------------------------------
      Kötülükten beslenenler nasıl topluma korku salar? Masumlara kötülük ederek. Kötülere kötülük etmez, çünkü bir karşılığı yoktur, sadece bu hareketten kötüler korkar. Masuma kötülük eder ki, "Masuma kötülük eden bize neler etmez" imajını herkese verir. O zaman biz nerede duracağız, masumun yanında mı? Kötünün yanında mı? Herkes durduğu yeri biliyor, bilerek ve isteyerek. (17.03.2025)
--------------------------------------------------------------
       "Aslan yattığı yerden belli olur" bu söz Arslan'ın temiz yerde yattığını belirtmek için söylenmiştir. Gerçekte aslan pislediği yerde yatmaz. Aslan sadece aç olduğu zaman saldırır. Toksa üzerine basın başını kaldırıp bakmaz. İnsandaki, gönül aslanı da böyledir. İnsan Nerede yatıyoruz diye kendine sorması gerekmez mi? Tokken saldırmak nedir? (18.03.2025)

6 Mayıs 2025 Salı

AVCI

       Bakmak ile görmek arasında farkı genel olarak fark edemiyebiliriz ancak detaya inince dağlar kadar fark olduğunu görmemek için insanın kör olması lazım. Bu doğrularda da böyledir. Bir kişinin mutlak doğru olarak kabul ettiğini, aynı gözlere kulaklara sahip başka biri mutlak yanlış olarak algılayabilir. Bunun sebebi tektir demek de yanlış. Kültürel farklılıklar, toplum yapısı, inanç boyutu, eğitim seviyesi, kişisel menfaatler ile genel menfaatlerin çatışması, algılama gücü, zeka seviyesi gibi etkenler başlıca olarak saysak da aslında en önemlisi bakış açısını filtreleyerek bakmak olsa gerek. Yüzeysel bakılan her durumda beyin bizi yanıltabilir. Beynin görevi bulunduğu insanı tehlikelere karşı korumaktır. Savunma mekanizmasını nasıl kullanılacağını en kısa yoldan kullanmaktır. İşte bu kısa yollar insanı yanılgıya düşürebilir. Onun için karar vermeden önce dışarıdan gelen her şeyi filtreleyerek karar vermek insana doğruyu bulmada yardımcı olur. 
         Bunlarla ilgili bir çok örnek vermek mümkün. Bir haberi araştırmadan doğru olarak kabul etmek, hep aynı kanallardan haber almak, tek bir noktaya odaklanarak etrafında olup bitenleri görmeden sabit analizler yapmak, her söylenene itaat ederek inanmak gibi bir çok neden saymak mümkündür.
         Bunun en acı örneğini tarihçiler çok sergiler. Bir bilim adamına soruyorlar, " Tarihte gelmiş geçmiş üç büyük devlet adamını sayar mısınız?"  "Hiç tereddüt etmem birincisi Cengizhan, ikincisi Büyük İskender, üçüncüsü Timur."diyor. Bu gibi tarihî şahsiyetlerin büyüklüğü kişiden kişiye değişen bir olgu olsa gerek. Dönemin şartlarını tahlil etmeden bu gibi kanaatlere varmak çoğu zaman insanı yanıltır. Günümüze kadar adı duyulmamış, ismi ve kurduğu adil yõnetimi olan birçok devlet adamının gelmediğini kimse ispat edemez. Buna da kimsenin hakkı yoktur. Biz bu tarihi şahsiyetleri ve yaptıklarını hep avcılardan dinliyoruz. Av olandan hiç dinledik? Av olan belki farklı bir şey anlatacak. Sürekli avcıyı dinlediğimiz için onun söylediklerini mutlak doğru kabul ediyoruz. Avcı ya yalan söylüyorsa. Hâkim karar vereceği zaman her iki tarafı dinledikten sonra karar vermez mi? Tek tarafı dinleyip karar verilmesi adil midir? İşte tarih de hep tek tarafı dinleyerek, (yani avcıyı) bir konu hakkında karar veriyor, sonra ki nesillere aktarıyor. İşte birisi de çıkıyor avcının beyanlarına dayanarak tarihteki üç büyük kumandanı sayıyor. Bu hiç adil bir durum değil.
        Bu büyüklüğe kim karar veriyor? Ya da büyüklüğü belirleyen nedir? Zalim olmaları mı? Çok kan döküp masum insanları öldürmeleri mi? Hayatları karartarak, insanı çıkmaza sokmaları mı? Yakıp yıkmaları mı? Hangisi? Büyük dediklerinin hepsinde de bunlar var. Adil olan, kırmayan, dökmeyen, haksızlık yapmayan idareciler olmamış mıdır? Elbette olmuştur. Ama onların ne adı, ne sanı bilinir çünkü tarihi yazan o acımasız avcılardır. O avcıların anlattıklarını, yaptıklarını nefret ile değil, büyüklük payesi vererek kutsallaştıran da yine insanlardır. 
        Sebebi nedir bilinmez ama bilinen bir gerçek var, her insanda bir hedefe ulaşmak için yapılan her şey mübahtır, normaldir inanışı var. Bir kişi celladına aşık olmuşsa onu girdiği yoldan kimse döndüremez. İngiltere kralı, eşinin başı kesilerek öldürülmesini emrettiği zaman eşi, başını kesilecek yere koyar ve şöyle der: "Kral'ım çok yaşa." Bunu samimi bir duygu ile söyler. Sebebi ise zaten öleceğim ama günahlarımı belki kral affeder. Kralı Allah'ın bir yetkilisi olarak gördüğünden dolayıdır bu. Sadece Hıristiyanlığa özgü olmayan bu anlayış diğer dinlerde de vardır. Yönetici bir aracı olarak görünür. Neden? Çünkü avcı öyle olmasını, insanların öyle düşünmesini istemiştir.
       İnsanlar din değiştirir. Ama tam olarak neden bu değişikliğe gittiğini bilemez. Mesela kişi Müslümandır, bir anda ben Hiristiyan olmak istiyorum der. Müslümanlıkta bulamadığın ne vardı da Hıristiyanlıkta  bulacaksın. Her ikisininde Allah'ın dini olduğunu kabul ediyorsan değişikliğe ne gerek var. Müslümanlıktaki hükümler ağır mı geldi? Aynı hükümler orda da var. Hiç bir din insanın aleyhine olan bir hüküm içermez. Eğer kendini Müslüman olarak tanımlayan kişilerin yaptıkları kötülükler ise, orada daha zalimleri var. İnsan bu gibi konularda samimi değil. Sadece vicdanını rahatlatacak mazeretler peşinde. O mazeretlere sadece kendi inanıyor. Din adına yapılan katliamları Allah emretmedi, insan icat etti. Bunu da dine bağladı. 
         Kulun icat ettiği dini, beyin değil de eğer kalp düşünseydi, atmaktan inanın vazgeçerdi.

SINIF

      Hayatlar arasında her zaman perdeler vardır. Birinin yaşadığı hayatı diğeri sadece hayal edebilir. İnsan hayatı üç şekilde yaşar.  Yer...